Hüsamettin Berber - Zeytindostu Hareketi ve sektörün hafızalarıZeytindostu Hareketi ve sektörün hafızaları
google-plus07 Mayıs 2017 Pazar 15:21 (3059)
PAZAR OKUMASI- Zeytindostu Hareketi'nin kısa bir özeti ve sektörün hafızaları... "Zeytindostu Hareketi de kendini güncellemek durumunda… Üyelerine kulak vermek durumunda… Bir dönemin sonunda helalleşme vaktidir."
Zeytindostu Hareketi ve sektörün hafızalarıZeytin Ağacı okurları, zeytindostları

İlgilenenlerin bildiği gibi Zeytindostu Derneği,  20 Mayıs’ta olağan genel kurulunu topluyor. Belirlenen ilk tarihte yeterli çoğunluk sağlanamadığından ikinci tarih için dernek sekretaryasından çağrı yapıldı.

Doğrusu önceki genel kurullarla kıyaslandığına hissedilir bir sessizlik hakim. Bunu zeytinyağı sektörünü senelerdir izleyen bir gazeteci ve yayıncı olarak fark etmemek imkansız. Ancak bu sessizliğin ardında, bir rahatsızlık olduğu da su yüzüne çıkmaya başladı.

Bir haftadır, özellikle yayınımızda derneğin genel kurulunu haber veren kısa bir habere yer vermemizin ardından pek çok mesaj aldık. Yanısıra Google’da yazışma grubumuza düşen birkaç mesaj da göze çarptı. Ardından otuzlu yaşların başında bir okurumuz yayınımızın sosyal medya gruplarından birinde uzunca bir mesaj yayınladı. Serzenişte bulundu, tepkisini dile getirdi.

Bir süredir yazmıyorum. Kısa bir süre sektörü izlemede kalacak ve gidişatı gözlemleyecektim. Çünkü kim ne derse desin,  sektör bir zemine oturabilmiş değil.  Bir geçiş süreci yaşanıyor.

Zeytindostu Hareketi’nin son üç yılını ise genel kurulun ardından yazmayı planlıyordum. Ancak genel kurul sürecinde gözlenen beklenmedik “Sessizliğe” gelen tepkiler bu harekete bir pencere açmanın uygun olacağını ortaya koydu.

Cari tartışmalardan daha çok derneğin ilk dönemlerine uzak sayılabilecek “Genç” takipçilerimize ilave bir empati imkanı tanıyabilirsek ne mutlu.

***

Yayın olarak her zaman avantajlı olduk. Sözünü, eleştirisini sakınmayan, sorularını açıkça soran okurlarla haşır neşiriz…

***

Öncelikle şunu kaydedeyim. STK’ların şeffaf ve kucaklayıcı olmasından yanayım. Dışlayıcı bir tavrı doğru bulmam. STK küstürmez, davet eder. İçe kapalı olmaz, dışa dönük olur. Derneğin bu minvaldeki eleştirileri ıskalamaması gerekir.

Yıllardır derneğin pek çok haberine imza attık. Güncel haberler dışında kendi imzam olan haberlerde “dernek” yerine “hareket” kelimesini tercih ettim. Zira Zeytindostu, kuruluş amacı ya da arka planındaki felsefesiyle klasik bir dernek organizasyonundan çok bir hareket olarak nitelenmeli.

Karşı çıkanlar olsa da kurulduğu dönem itibariyle Zeytindostu Hareketi bir politikayı temsil ediyordu. Hemen karşısında ise başka bir sektörel politikayı temsil eden Ulusal Zeytin ve Zeytinyağı Konseyi (UZZK) yer alıyordu. Burada hemen karşı çıkanları duyar gibiyim. “Olur mu? UZZK çatı örgütüdür” diye. Resmi olarak doğrudur da… Ben ondan bahsetmiyorum. Sektördeki algı ve fiili olarak yaşanan da Zeytindostu ve UZZK’nın birbirine karşı konumlanmış iki farklı politikayı temsil ettiğidir. Bu politikaların temsilcileri de bu ayrıma göre bu iki yapının etrafında, içinde, altında, üstünde ne derseniz deyin… Kümelendiler. Hareketli ve hararetli günlerdi. (2006-2013/14)

PEKİ NEYİ TEMSİL EDİYORLARDI?

İşin evveliyatını bilmeyenler için kısaca özet geçelim.

Zeytindostu Hareketi, şimdilerde gündemde olmayan Dahilde İşleme Rejimi (DİR) Kapsamında İthalat talebini seslendiren, bu minvalde politika oluşturan, bu amaçla kulis yapan, bakan-bürokrat düzeyinde büyük etkinliklere imza atan bir hareketti.

Tafsilatına girmeyeceğim.

UZZK ise DİR talebinin kesinlikle karşısında olan ve bu yönde aktive olan ve etkili de bir yapıydı. Ve çeşitli açılardan avantajlı olan taraftı…

Tafsilatına girmeyeceğim.

Tabi ki kendi yönetmelik ve tüzüklerine göre faaliyet alanları ve hizmetleri çeşitli ve çoktu.

Zeytindostu Hareketi kulis yapardı. Dönemin Dış Ticaretten Sorumlu Devlet Bakanı Kürşat Tüzmen ile dirsek temasındaydı.

UZZK kulis yapardı. Bünyesinde bulunduğu Tarım Bakanlığı arkasındaydı. Dönemin Tarım Bakanlığı Müsteşarı Vedat Mirmahmutoğulları’nın, ‘Zeytinyağımızı İtalyan’a peşkeş çektirmeyeceğiz’ anlamı çıkarılabilecek sözlerini hatırlıyorum. (İfadesini kelimesi kelimesine hatırlayamıyorum.) 

Tafsilatına girmeyeceğim.

Özetle Zeytindostu Hareketi, kim ne derse desin zeytin ve zeytinyağı sektörüne UZZK ile birlikte yön veriyordu.

***

Değerli “Genç” okur;

Bunlar eleştiri ya da övgü değil.

Bunların tamamı “Bilgisel” ve birer saptama...

***

Dümende kimler vardı?

O dönem düşman kardeşler olarak adlandırılan bu iki yapının dümeninde kimler vardı? Kimdi bu politikaları belirleyenler ve Ankara’yı arşınlayarak, hareketlendirenler?

UZZK’nın dümeninde dönemin Başkanı, şimdinin UZZK İcra Direktörü Mustafa Tan vardı.   Mustafa Tan dediğimiz kişi zeytinyağını ilgilendiren binlerce sayfalık Avrupa Birliği müktesebatını Türkçeleştiren isimdir.  Tariş’te görev yaptığı dönemde pek çok da isim de yetiştirmiştir.

Konseyin benchinde Tariş ve karşı bloğun iç piyasa oligopolü olarak nitelendirdiği ulusal dev firmalar vardı. Hoş bazıları artık uluslararası oldu.

Tafsilatına girmeyeceğim.

Zeytindostu Derneği’nin dümeninde şimdilerde sektörde yer almayan Metin Ölken vardı. Metin Ölken dediğimiz kişi o dönemde sektöre yön veren ve İtalyan ortağıyla piyasanın tanımak zorunda olduğu bir isimdi. Firması (Rast Gıda) yabancı ortaklığını bitirdiğinde büyük gazetelerden birinin “Ortaklık ‘rast’ gitmedi” başlığı halen aklımda. Bugün ismini duyduğunuz pek çok isim Ölken ile değil işlerini delege ettiği kurmaylarıyla irtibat halindeydi. 

Hareketin benchinde demek doğru olmaz; dönemin Ege Zeytin ve Zeytinyağı İhracatçıları Birliği yönetimi için... Hareket ile birlikte ilk beşte sahada olan birlik yönetimi dernek yönetimiyle aynı takımdaydı.  DİR talep ediyorlar ve çalışıyorlardı.  Neredeyse tüm zeytinci bölgelerde vardılar. Mut’ta bugün zeytincilik iyi düzeydeyse bu ekibin hakkını teslim etmek gerekir.

Tafsilatına girmeyeceğim…

***

Bu iki kurumda o dönem sektörün sacayaklarıydı. Birbirinden besleniyordu iki yapı. Dönemin şartları onu gerektiriyordu.

***

Genç okur!

O dönem Zeytindostu Hareketi sektörün politikasını belirlerdi. Evet; siyaset yapardı. Kulis yapardı. STK’lar bunları yapar. “Dernek zamanında bunları yaptı” demek o döneme eleştiri değildir.

***

Birkaç gün önceki haberimizde “Dernek artık siyaset, kulis yapmıyor, eğitim, yarışma yapıyor” ifadelerini maksatlı olarak değerlendirip, eleştiri getiren okurlarımızın, hareketin geçirdiği bu dönüşümü okuduktan sonra hadiseye farklı bakacaklarını tahmin ediyorum.

Sonra ne oldu?

Nisan 2014’te hareketin misyonu sona erdi. Evet derneğin arka planını oluşturan dinamikler, saikler ortadan kalktı. Nisan 2014’te Ege Zeytin ve Zeytinyağı İhracatçıları Birliği’nin seçimli genel kurulunda birliğin duayen Başkanı Ali Nedim Güreli ve ekibi,  iç piyasacılarla ve UZZK’nın etrafında örgülenen grupla barışık olan listeye karşı seçimi kaybetti.

Ve bir dönem bitti. O dönem yaşanan kırılmayı yayınlarımızda duyurmuştuk.

Ege İhracatçılar Birliği yönetiminin değişmesi DİR taleplerinin kalesi İhracatçılar Birliği’ni, DİR talebinden vazgeçirmişti. Yeni başkan, “DİR’i rafa kaldırdık” diyordu.

Gürkan Renklidağ ve Abidin Tatlı… EZZİB’te ve Hareket’te yeni başkanlar ve yönetimler görevdeydi. Bu kez önceki dönemlerden farklı ama bir kez daha iki kurum kendi aralarında aynı düzlemdeydiler.

Sektör biraz da yorulmuştu… Kavga gürültü yıldırmıştı.

Güreli’nin işine gücüne dönmesi, Metin Ölken’in sektör değiştirmesi, DİR taleplerinin çeşme başı olan EZZİB’in yönetiminin değişmesi, bir başka grubun DİR talep etmekten vazgeçip DİR karşıtı pozisyon alması Zeytindostu Hareketin’i başıboş bırakmıştı.

***

Derneğin önünde iki yol vardı. Ya kapanacak ya da kabuk değiştirip farklı bir kimlikle yoluna devam edecekti. İkinci yol gerçekleşti. Abidin Tatlı ve ekibi yönetime talip oldu. Ve Metin Ölken, Mustafa Alhat’tan sonra derneğin dümenine geçtiler.

Ancak devran dönmüştü ve yeni bir yol haritası geliştirmek durumundaydılar. Zeytinyağı yarışmaları, tadım eğitimleri bu dönemde ağırlık kazandı.  Siyasete uzak, sektörel politika yapmaktan azade bir yapı haline geldiler. Bu anlamda dernek için bu bir zorunluluktu. Yapması gerekeni yaptı. Önceki yönetimlerde yapılması gerekeni yaptılar. Su yatağını buldu. Bunların hiçbirinde eleştiri yok.Bir döneme ve sürece bakıştır bu değerledirmeler... 

Zaten yönetim yapısına bakıldığında akademik tandanslı daha önceden danışman olarak hareketin bilimsel ve teknik yapısını temsil eden isimler bir anda kendilerini yönetimde buldular.

Önceki ve sonraki yönetim kurullarının profillerine baktığınızda zaten farklılığı görüyordunuz.

Milyon dolarlık iş hacimlerine sahip patronlar yerlerini akademisyen ve sektör profesyonellerine, tadımcılara bıraktılar. Eleştirirken koşulları ve imkanları da göz önünde bulundurmazsak insafsızlık yapmış oluruz.

Bu iki yönetim kurulunun aynı hareket kabiliyetine sahip olmasını beklemek saflık olur.

Zordur STK’cılık!

Pek çok baskı hissedersiniz. Press, nizami ve gayri nizami şarj hiç bitmez.

Aradan üç yıl geçti ve dernek yönetimi çok yıprandı. Bence yer değiştiren isimler de dahil olmak üzere yönetim kurulu elinden geldiği ve imkan kabiliyetleri ölçüsünde başarılı sayılmalıdır.  Toptan “Üç yıl hiçbir şey yapmadınız” diye eleştirmeyi doğru bulmam. Zaman zaman en sert eleştirileri yanlış gördüğümüz hususları biz “yüksek sesle” yazdık. Merak edenler geçen sene, önceki sene çeşitli eleştirilerimize ulaşabilirler arşivlerimizden. Öte yandan ayak oyunları, güdülemeler, yönlendirmeler böyle dönemlerde eksik olmaz... Her zaman işin kolayına kaçanlar olur.  Ancak zeytindostları bence üç yıllık bir dönemin ardından kazanımlara odaklanmayı tercih edeceklerdir.

Ali Nedim Güreli, Metin Ölken, Mustafa Tan bu isimler sektörün hafızaları bir yerde... Sektördeki duruşlarını her zaman net biçimde ortaya koydular.

Ancak sektörün bulunduğu ortam yeni bir sürece doğru gidiyor. Zeytindostu Hareketi de kendini güncellemek durumunda… Üyelerine kulak vermek durumunda… Bir dönemin sonunda helalleşme vaktidir.

***

Bu arada dernek üyeleri bence genel kurula katılmak suretiyle yöneltmek istedikleri ve bir kısmını bizlere de ilettikleri soru ve eleştirilerini muhataplarına yöneltip demokratik katılım sağlamalılar.

***

Hayatta her şeyde ne çok hüzün var. Bukowski’nin dediği gibi; işler yolundayken bile... Allah rahmetiyle muamele etsin, Hasan Köşklü ne güzel idare ederdi genel kurulları, moderasyon gerektiren oturumları… Babacan ve kendiyle barışıktı. Üç günlük dünyada O da sektörün hafızasıydı. Oturaklı ses tonuyla hakimiyeti kurar ve adil olurdu.

Adil olalım.

 

***

Sektör dinamik arkadaşlar.

Zeytin ve zeytinyağı alemi yeni gelişmelere gebe…

Sektörel trendleri okumayı sürdüreceğiz.

İster arkadaşlarımıza yazın: zeytinagacidergisi@gmail.com

İster bana yazın: husamettinberber@gmail.com

Sorun, eleştirin, gündeme getirin gözden kaçanları tartışalım…

Tafsilatına girelim…

***

Yorumlar
En Çok Okunan Haberler