Ünal Tümin - Zeytindostları ve yarım kalan bir hikayeZeytindostları ve yarım kalan bir hikaye
google-plus04 Kasım 2014 Salı 00:00 (69196)
Zeytindostları ve yarım kalan bir hikaye

Malum, Bölgemiz zeytin ve zeytinyağı üreticilerinin ülke ve de insanlık yararına yarıştığı bir bölge. İşte Akhisar, Aydın ve Ayvalık...

Bu yarışta üretici ve ikmalci firmalar tatlı bir yarış içinde oldukları kadar, kurdukları "Zeytin Dostu Derneği" ve yörelerinin Ticaret Oda ve Borsaları, mahalli kuruluşların desteği ile bu ürün adına şenlikler düzenlemekle yetinmeyip seslerini Zeytin ve Zeytinyağı İhracatçı Birlikleri ile dünyaya duyurarak hepimizin gururunu okşamaktadırlar. Örneğin, Akhisar, en çok ağaca sahip ilçe olarak diğer yörelerin önünde yol aldığı gibi...

Geçtiğimiz hafta içinde "Akhisar 6. Zeytin Hasadı şenlikleri" dolayısıyla bu duyguyu fazlası ile yaşadım. Orada, Zeytin ve zeytinyağı üzerine nice başarılı insanlarla görüşüp nice hikayeler dinledim. Nitekim Bakır Beldesindeki Dünyanın en yaşlı zeytin ağacı (1652 yaşında) altında "Giden geri döner mi?" diye söz edip değerli dostum sayın Süleyman Saylan' ın bana gönderdiği bir mailden de kıyısından ucundan! bahsetmiştim...
Kısacası, bu benim için "yarım kalmış bir hikaye" idi. Nitekim bu hikaye beni rahatsız edecek biçimde ortada kalmışki, birçok okurum merak edip bunu tamamlamamı istediler. Ayrıca Yunanistan'ın da Zeytin üzerine bizimle "baklava" da ki gibi rekabeti söz konusu olduğunu, hatta bununla ilgili AB'den şaibeli teşvik gördüğü iddialarına değinerek, bir başka "yarım kalmış fıkramsı hikayeden" de satırbaşları ile bahsetmiştim...
Hoş! Bizde de Ayvalık- Akhisar şenlikleri arasında gidip- gelen "Rakı, balık Ayvalık" misali  fıkramsı sloganlarını da unutmamak gerek.En iyisi mi ben, üstümde ağırlık olarak kalan şu "Gerçek bir hikayeyi" bir anlatayım da rahatlayayım! Diğerleri mi? Sırası geldikçe onları da aktarırım...
GERÇEK BİR HİKAYE
"Adı Fleming'di ve fakir bir çiftçiydi. Ailesi için para kazanma çabasında olduğu bir gün, yakındaki bir bataklıktan gelen , yardım isteyen bir ağlama duydu. Aletlerini yere düşürdü ve bataklığa koştu. Orada, beline kadar ıslak ve siyah hayvan dışkıları içinde batmakta olan bir çocuk buldu, ağlıyordu ve kendini kurtarmak için çaba sarf ediyordu. Çiftçi Fleming, yavaş ve korkunç bir ölüme gitmekte olan çocuğu kurtardı. Ertesi gün çiftliğe çok güzel bir araba geldi. Seçkin bir şekilde giyinmiş soylu bir kişi arabadan çıktı ve kendisini çiftçi Fleming' in yardım etmiş olduğu çocuğun babası olarak tanıttı. Soylu adam Ben bunun karşılığını vermek istiyorum. Siz benim oğlumun hayatını kurtardınız.' dedi. Fakir çiftçi 'Hayır, yaptığım için bir ödeme kabul etmem' diye yanıtladı. O anda, kulübenin kapısında çiftçinin oğlu göründü. 'Sizin oğlunuz mu?' diye sordu soylu adam. Çiftçi gururlu bir şekilde  'Evet' diye cevap verdi. Ve çiftçi kabul etti. Çiftçi Fleming'in oğlu  zamanının en iyi okullarına gitti ve Londra St. Mary Hastanesi Tıp okulunu bitirdi. Kendini tüm dünyada Dr. Alexander Fleming  adıyla tanıtıncaya kadar  durmadı; Penisilinin kaşifi...
Yıllar sonra aynı soylu adamın bataklıktan kurtarılmış oğlu, zatürre (pnömoni) hastalığına tutuldu. Bu kez onun hayatını kim kurtardı?Penisilin...
Soylunun adı nedir? Sir Wınston Churcill.
Birisi bir seferinde söylemişti: Giden geri döner."

Yorumlar
En Çok Okunan Haberler