Abidin Tatlı - ZEYTİN AĞAÇLARINDA İKLİM OLAYLARININ ETKİSİZEYTİN AĞAÇLARINDA İKLİM OLAYLARININ ETKİSİ
google-plus13 Mart 2019 Çarşamba 13:17 (2655)
Abidin Tatlı'nın makalesi...
 

İklim olayları içerisinde zeytin yetiştiriciliğini sınırlayan en önemli faktör düşük sıcaklıklardır. Zeytin bitkisi çeşide ve soğuk havanın süresine bağlı olarak en fazla -7 °C’ye kadar dayanabilir. Düşük sıcaklıklara dayanıklılık, çeşit özelliği ile birlikte uygulanan kültürel işlemlere ve bahçenin konumuna da bağlıdır. Bunun için zeytin dikilecek alanlarda uzun yıllar sıcaklık değerlerinin incelenmesi yanında, arazinin topografik yapısı ve seçilecek çeşidin de uygun olması gerekir.

Her bitki gibi zeytin bitkisi de yaşam sürecinde, gelişmesini ve ürün vermeyi sağlayacak uygun (optimal) sıcaklıkları tercih eder. Optimal sıcaklıkların dışındaki yüksek ve düşük sıcaklıklar zeytin yetiştiriciliğini olumsuz yönde etkiler. Sıcaklıkların +40 °C’nin üzerinde seyrettiği durumlarda bitki bünyesinde stres meydana gelir ve su tüketimi artar. Bu tür koşullarda zeytin yetiştiriciliği, sulama ve diğer önlemler alınarak yapılabilir.

 

1. DÜŞÜK SICAKLIĞIN ETKİSİ

Genellikle zeytin bölgelerimizde Akdeniz iklimi hüküm sürmekle birlikte kışları ılık ve yağışlı, yazlar ise sıcak ve kurak geçmektedir. Ancak kuzey Ege yöresinde özellikle Çanakkale ve civarı ile Marmara bölgesinde zaman zaman tehlikeli soğuklar zeytin ağaçlarında zararlanmalara sebep olmaktadır. Nitekim son yıllarda soğuk ve donlar ekstrem bölgelerin zeytinciliğini önemli ölçüde olumsuz şekilde etkilemiştir. Oysa uygulanacak bazı kültürel tedbirlerle ağaçların kısmen soğuğa karşı mukavemetini arttırmak mümkündür.

Zeytin ağaçlarının soğuk zararından sonra, genel beslenme dengesi bozulur ve ağaç üzerinde bazı besin maddesi noksanlığı belirtileri görülür. Bu noksanlıkları teşhis etmek ve gidermek üzere yaprak ve toprak analizlerinin yapılmasında yarar vardır. Ağır kış şartları ve bunun sonucunda meydana gelen kar yağışı ve don olayları, ısı isteği –7 ºC ile +40 ºC arasında değişen zeytin ağacı üzerinde önemli oranda soğuk zararına neden olabilmektedir.

Soğuktan zarar görmüş zeytinliklere ise uygun budama ve gerekli bakım tedbirleri uygulanarak yeniden verimli hale getirilebilir.

Soğuğun zararlı etkisinden korunmak için ana koşul zeytinliğin tesis edileceği yerin çok iyi seçilmesidir. Seçilecek yerin zeytin ağacının yetişme koşullarına haiz olması gerekir. Böylece uygun şartlarda tesis edilen ve gerekli bakım tedbirleri tekniğine uygun olarak yapılan bahçelerde ağaçlar kısmen soğuktan korunmaktadır.

 

 

2. ŞİDDETLİ SOĞUK VE DONDAN ZARAR GÖRMÜŞ ZEYTİNLİKLERDE YAPILMASI GEREKEN UYGULAMALAR

 

2.1. BUDAMA

Normal koşullarda budama soğuk tehlikesi olmayan yerlerde hasattan sonra kış dinlenme dönemi içerisinde yapılır. Ancak soğuk zararı görülen yerlerde budama, geç kış donlarından sonra yapılmalıdır. Çünkü budanmış ağaçlar budanmayanlara nazaran soğuktan daha çok etkilenir. Soğuğa maruz bölgelerde özellikle soğuğun göllenebileceği çukur yerlerde ağaç tacının soğuktan zarar görmemesi için ağaçlar yüksekten taçlandırılmalıdır. Gençleştirme budamalarında ise kalın dal kesimi tedricen yapılmalıdır. Soğuk zararı sürgün uçlarında ve yapraklarda yer yer sararma ve kurumalar şeklinde olmuşsa yapılacak olan budama, hemen soğuk zararını müteakip o ilkbahar da kuru dalcıkları kesip temizlemek suretiyle hafif yapılmalıdır.

 

2.1.1. İki üç yıllık dallardaki budama

Soğuk zararı nedeniyle 2-3 yıllık dal ve dalcıklarda çatlamalar meydana gelmiş, kabuk renkleri bronzlaşmış ve kahverengimsi bir renk almışsa bu durumda iklimi ılıman olan yerlerde bir gelişme dönemi beklenerek sonbahardan itibaren budama yapılır. Ancak soğuğa maruz yörelerde ise budama bir yıl bekledikten sonraki ilkbaharda kuru dal ve dalcıkları kesmek suretiyle yapılmalıdır. Bu uygulama sırasında bir önceki ilkbahar döneminde meydana gelmiş sürgünlerin bazıları zayıf ve istenmeyen şekilde sıklık yaratabilir. Bu nedenle bu sürgünler uygun bir şekilde seyreltilirse, ağaç 2-3 yıl içerisinde yeniden meyve verecek duruma gelir. Budamadan hemen sonra zeytin ağaçları dal kanseri tehlikesine karşı mutlaka bakırlı preparatlarla ilaçlanmalı ve dal kanseri ile bulaşık bölgelerde budamalar yaz aylarında yapılmalıdır.

 Soğuk zararı gören dallarda budama şu şekilde yapılır.

1. Birinci yıl ana dallar en kuvvetli sürgünün oluştuğu kısmın 5-10 cm üzerinden kesilir.

2. İkinci yıl oluşan sürgünlerin % 50‘ye yakını kesilip çıkarılır.

3. Üçüncü yıl bu sürgünlerden geleceğin ana dallarını oluşturacak kuvvetli ve iyi dağılım gösterenlerden 7-8 adet bırakılır ve diğerlerinin uçları kuvvetlice kesilir.

             4. Dördüncü yıl bırakılan 7-8 sürgünden 1-4 adedi ana dal olarak bırakılır ve diğerlerinin ucu kesilir.

5. Bir önceki yıldan ucu kesilen dallar kesilip çıkarılır.

 

2.1.2. Gövde ve Ana dal’a kadar etkili olması durumundaki budama

Soğuk zararının tam olarak anlaşılabilmesi için yine bir yıl beklenmelidir. Bu bekleme süresi içerisinde gövdenin sağlam kalan yerlerinden kuvvetli ve zayıf sürgünler meydana gelecektir. Gövde sağlam ve genç ise bu kuvvetli sürgünün oluştuğu yerin üst kısmından kesilir. Ancak içi boşalmış, gayri muntazam ve sağlıksız ise kuvvetli sürgünlerin çıktığı yer dikkate alınmadan toprak seviyesinden kesilir.

İkinci yıl mevcut sürgünler içerisinde sıklık yaratan ve zayıf olanların % 50’ye yakın kısmı kesilmeli ve o yıl başka bir kesim yapılmamalıdır.

Üçüncü yıl gövde etrafında iyi dağılım gösteren 1-4 adet kuvvetli sürgün ana dal olacak şekilde bırakılmalı ve bu ana dallar üzeride kesim yoluyla hiçbir müdahale yapılmamalıdır. Ancak sıklık yaratan ve birbirileri üzerine binen sonradan çıkarılması düşünülen sürgünlerin uçları alınmalıdır. Ana dallarda aşırı boylanma olursa uçları dışa bakan bir sürgün üzerinden kesilmelidir. Gövde seviyesinden ve dipten gelen sürgünler yabani ise aşılanacak kalınlığa geldiğinde aşılanmalıdır.

 

2.2. GÜBRELEME

Zeytin ağacının beslenmesinde yer alan en önemli besin maddeleri azot, fosfor ve potasyumdur. Gübreleme ile bu besin maddelerinin ihtiyaca göre zamanında ve uygun bir şekilde verilmesi lazımdır. Sulanmayan şartlarda, azotlu gübreler şubat ayı içerisinde ve bir defada verilmelidir. Sulanan koşullarda ise azotlu gübrelerin 2/3 ilkbahar ve yaz dönemi içerisinde ve geri kalan 1/3 ‘ü sonbaharda verilmelidir. Ancak şiddetli soğuk zararı söz konusu olan yerlerde sonbahar da azotlu gübre uygulaması yapılmamalıdır. Soğuğa maruz kalan bölgelerde azotlu gübre uygulamasından kaçınılmalı ve daha çok potasyumlu gübrelemeye önem verilmelidir.

 

2.3. SULAMA

Zeytin ağacının sürgün oluşturduğu, meyvesini geliştirdiği ilkbahar ve yaz dönemlerinde yağışlar ihtiyaca cevap verecek düzeyde olmamaktadır. Genellikle haziran ve eylül dönemi kurak geçmektedir. Bunun için bu dönemlerde sulama yapmak zorunluluk haline gelmektedir. Soğuk ve don tehlikesi olan yerlerde ise eylül ayından sonra sulama yapılmamalıdır. Çünkü oluşacak yeni sürgünler kışa hazırlıksız gireceği için soğuklardan zarar görmektedir.

 

2.4. UYGUN ARA ZİRAATININ SEÇİMİ

Yapılacak ara ziraatının zeytine zarar vermemesi, su, gübre, v.s. gibi istekleri açısından zeytin ağacı ile uyuşması gerekir. Soğuk tehlikesine maruz yörelerde aşırı azotlu gübrelemeye ve geç sonbahar sulamalarına ihtiyaç duyan sebze yetiştiriciliği gibi ara ziraat türlerine yer verilmemelidir. Soğuktan zarar görmüş zeytinliklerin tekrar verimli hale getirilmesi için uygun bakım tedbirlerine yer verilmesi gerekir. Bu tedbirler budama, gübreleme, hastalık ve zararlılarla mücadeledir.

 

2.5. BİTKİ KORUMA

Soğuk etkisiyle oluşan kabuk çatlamaları, yarık ve yaralar hastalık etmenleri için birer giriş kapısıdır. Özellikle kanserle bulaşık yörelerde bu çatlak ve yarıklardan kanser bakterisi ağaç içerisine nüfus ederek canlı ur ve siğiller oluşturur. Bunu önlemek için soğuklardan hemen sonra % 2’lik, ilkbahar ve sonbahar yağışlarından önce de %1’lik bordo bulamacı ile ilaçlama yapılması gerekir.

Kanser görülen yerlerde bordo bulamacı ile yapılan bu koruyucu mücadelenin yanında kanserli dallar temmuz-ağustos aylarında kesilerek temizlenmeli ve kesilen kısımlara %5’lik bordo bulamacı uygulanmalıdır. Ayrıca hasattan sonra % 2‘lik ve ilkbahar yağmurlarından önce de  % 1’lik bordo bulamacı uygulaması yapılmalıdır.

 

2.6. TOPRAK İŞLEME VE İDARESİ

Don zararlarını en aza indirebilmek için, toprak nemli, yabancı otları temizlenmiş, düzeltilmiş ve pekiştirilmiş olmalıdır. Don tehlikesi olan dönemlerden önce toprak üzerindeki ürünler, organik madde artıkları, gübre artıkları ve yabancı otlar sürülmeli ve toprak sıkıştırılmalıdır. Bu işlemlerden sonra toprak sulanmalı ve kuru kalmasına fırsat verilmemelidir.

 

2.7. KUMLAMA

Bu yöntem hem pahalı, hem yüksek işçilik, hem de toprağın yapısını etkilemesi nedeniyle uygulanması güç bir yöntemdir. Kum materyalinin kolay ısınması ve radyasyon yoluyla yavaş soğuması bu yöntemin olumlu yanıdır. Her yıl ince bir kum tabakasının don riskli alanlara serilmesi şeklinde yapılır. İnce kum kendi bünyesindeki su miktarı çok az olduğu için, buharlaşmayı en alt seviyeye indirir.

 

3. SOĞUKTAN KORUNMAK ÜZERE ALINMASI GEREKEN ÖNLEMLER

Soğuk zararından kısmen korunmak veya soğuktan sonra daha az etkilenmek için zeytinliklerde alınması gerekli bazı önlemler aşağıda verilmektedir.

1. Zeytinliklerde soğuk zararı meydana geldikten hemen sonra zeytin dal kanserine karşı koruyucu olmak üzere %2’lik bordo bulamacı ile ilaçlama yapılmalıdır. Ayrıca oluşan çatlaklar, bu yerlerde beyazımsı-krem renkte zeytin yara koşnili dediğimiz zararlının yerleşmesi nedeniyle nisan ve mayıs ayları boyunca takip edilmeli ve bu zararlı ile mücadele yapılmalıdır. Ağacın özsuyu ile beslenen bu zararlıyla mücadele yapılmadığı takdirde ağaçlar çalılaşır, dal ve dalcıklar kuruyabilir. Yaz aylarında üzerinde yara koşnili bulunan sürgünler budanarak yakılmalı veya çiçeklenmeden sonra yazlık mineral yağlı ilaçlarla ağaçlar ilaçlanmalıdır.

2. Soğuktan zarar görmüş ağaçlar hemen budanmamalı, zararlanma seviyesini ve sürgün oluşumunu görmek üzere ertesi budama mevsimine kadar beklenmelidir.

3. Soğuktan hemen sonra kalın dallar üzerinde kabukta oluşan çatlak yerlerine % 4-5’lik bordo bulamacı sürülerek, kabuğun odun dokusuna temas etmesini sağlayacak şekilde sıkıca sarılmalıdır.

4. Kanser görülen yerlerde bordo bulamacı ile yapılan bu koruyucu mücadelenin yanında kanserli dallar temmuz ve ağustos aylarında kesilerek temizlenmeli ve kesilen kısımlara % 5’lik bordo bulamacı uygulanmalıdır. Ayrıca, hasattan sonra % 2‘lik ve ilkbahar yağmurlarından önce % 1’lik bordo bulamacı uygulaması yapılmalıdır. 

5. Meteorolojik haberlere göre don riski olan saatlerde zeytinlikte ve donun çökebileceği alanlarda lastik ve benzeri malzeme yakılmalıdır. 

6. Zeytin bölgelerinde az görülmekle birlikte özellikle yeni tesis edilmiş yağmurlama sulama yapılan zeytinliklerde don riski olan saatlerde yağmurlama sulama yapılması don zararını azaltan bir uygulamadır. Zira su zerrecikleri donma esnasında enerji yaymakta ve bu enerji ise ağaçları korumaktadır. 

7. Zeytin ağaçlarında kar yükünden dolayı dalların kırılmaması için mümkün oluyorsa dalların silkelenmek suretiyle karlardan temizlenmesi ve bu suretle karın donması nedeniyle ağaçların daha fazla zarar görmesi engellenmiş olacaktır. 

8. Zeytinlik tesis edilecek yer, zeytin için zor ya da sınır ötesi şartlara sahip olmamalı ve kış dönemi içerisinde hava sıcaklığı uzun müddet –7 °C‘de kalmamalıdır. Soğukluğun etkisi yükseklikle artacağı için 600 metreden daha yükseklere zeytin dikiminden mümkün olduğunca kaçılmalıdır. 

9. Zeytinlik tesis edilecek toprak ağır bünyeli ve su geçirmeyen bir yapıda olmamalı, taban suyu sorunu bulunmamalıdır. 

10. Soğuğa maruz fakat rüzgar tutmayan çukur yerlerde soğuk hava göllenerek zararlı olacağı için böyle yerlerde ve zeytin için sınır yörelerde zeytinlik tesis etmekten kaçınılmalıdır. 

11. Bakımsız zeytinlikler, bakımlı olanlardan daha fazla soğuktan etkilenirler. O nedenle özellikle soğuğa maruz yörelerdeki zeytinliklerde kültür bakım tedbirleri tekniğine göre uygulanmalıdır. 

12. Budama zeytin ağacının soğuğa karşı hassasiyetini arttıracağından zeytin için geçit bölgelerde erken budamadan kaçınılmalı ve tehlikeli soğuklar geçtikten sonra örneğin, nisan ayı başında budamaya başlanmalıdır. 

13. Kar yağan bölgelerde zeytin ağaçlarının kar yükünü taşıyabileceği yayvan olmayacak tarzda, piramidal budamalar yapılmalıdır. 

14. Zeytin ağaçlarında tek taraflı, yüksek dozlu azotlu gübrelemeden kaçınılmalı, ağaçlar mümkünse toprak ve yaprak analiz sonuçlarına göre gübrelenmelidir.

15. Potasyum ve fosforlu gübrelerin ağacı soğuk ve sıcaktan koruduğuna dikkat ederek kullanımına önem verilmelidir. 

16. Özellikle zeytinlik için sınır yörelerde zeytinliklerde sulamayı geç sonbahara bırakmamalıdır. 

17. Zeytin ağaçlarının kanser görülen yerlerinde bordo bulamacı ile yapılan koruyucu mücadelenin yanında kanserli dallar temmuz-ağustos aylarında kesilerek temizlenmeli ve kesim yerlerine bitkisel katran-göztaşı karışımı sürülmelidir.

 

 

4. DON ZARARINDAN NASIL KORUNULUR?

Zeytin bahçelerini don olayından korumak için çok çeşitli yöntemler uygulanmaktadır. Her yörenin iklim durumu yapılan tarımın şekli, yetiştirilen bitkinin özelliği ile ilgili tarım işletmesinin imkanları göz önüne alınarak, bu yöntemlerden en uygun, en pratik ve en ucuz olanı seçilmelidir. Tek bir yöntemle önlem alınabileceği gibi, gereken durumlarda bir kaç yöntem birlikte uygulanarak don olayının zararları önlenebilir. Önemli olan konu, doğru ve en etkin olan yöntemin seçilmesi ve doğru şekilde uygulanmasıdır. Don zararından korunmak için pasif ve aktif yöntemler olmak üzere 2 yöntem kullanılır.

 

 

4.1. Pasif Yöntemler

4.1.1. Yer Seçimi

Don riski taşıyan bölgelerde mümkün olduğunca zeytincilik yapılmamalıdır. Eğer yapılması düşünülen bölge don tehlikesine maruz ise farklı mevsimlerde don hadisesinin görülme ihtimali, muhtemel şiddeti ve havada dağılımı araştırılmalıdır.

Bu konuda don boşlukları veya don çukurlarına çok dikkat edilmelidir. Don boşlukları herhangi bir yükseklik seviyesinde meydana gelebilir. Bu boşluklar genellikle doğal veya yapay olarak oluşmuş şiddetli rüzgarlardan korunan ve içine soğuk hava hareketi olmayan, küçük vadiler veya alçak basınç merkezleridir. Don bölgeleri, don zararlarına açıktır ve bu bölgelerde zirai faaliyet yapılmamalıdır.

Alçak bölgelere doğru akan soğuk havanın doğal ve yapay engellerle önü kesilmelidir. Doğal engeller ağaç sıraları, çalılar, bodur ağaçlar, asma bitkileridir. Yapay engeller ise, binalar, duvarlar, tahta perdeler, yoğun çalılar, demiryolu ve otoyol duvarlarıdır. Soğuk hava, eğim yönünde aşağı doğru akarken engeller tarafından tutulur ve yönü değiştirilerek bitkilerden uzaklaştırılır. Köşeli ve eğimli doğal bir engel soğuk havanın yönünü değiştirir ve bu şekilde hassas bitkiler korunur. Sık ağaçlar ve çalılar tarafından tutulan soğuk hava akımını uzaklaştırmak için uygun doğal ortam yoksa ağaç ve çalılar arasında eğime uygun küçük boşluklar bırakılarak soğuk havanın uzaklaştırılması gerekir.

 

4.1.2 Bitki İdaresi

Zeytin ağaçlarına uygulanacak farklı işlemler, bitkilerin don olayına karşı direncini arttırabilir ve en az zararla kurtulmasını sağlayabilir. Bu işlemlerin uygulanabilir ve ekonomik olması önemlidir. En fazla hava akımına imkan verecek şekilde ağaç dikimi, önerilen tarihlerden önce dikimin yapılmaması, iyi toprak verimliliği ve uygun su kaynaklarının yararlı etkilerini sürdürmesi, don olayına karşı dayanıklılığı arttırmak için kimyasalların ve bitki hormonlarının kullanılması gibi yöntemler bu işlemlerden bazılarıdır.

 

4.1.3. Bitki seçimi ve Üretimi

Aynı tarihte çiçeklenen belirli zeytin çeşitleri, dayanıklılık konusunda belirgin farklılıklar gösterir. Bu nedenle hassas olanların çıkartılması ve dirençli olanların dikilmesi don riskini azaltacaktır. Don olayına hassas bölgelerde, daha geç çiçeklenen ve dona daha dayanıklı çeşitler kullanılmalıdır. Don zararından etkilenmemek için en uygun çeşit seçiminde şunlar yapılmalıdır;

1. Don meydana gelen bölgelerde ve şiddetli iklimlerde uzun boylu gelişen zeytin türleri seçilmelidir.

2. Vadi tabanlarında, dar havzalarda, çukur bölgelerde dona hassas zeytin çeşitlerinin yetiştirilmesinden kaçınılmalıdır.

3. Göl ve nehir gibi geniş su kütlelerine yakın bölgelerde don riski daima az olduğu için bu yerler tercih edilmelidir.

4. Ağaçlık alanlar soğuk havayı eğim aşağı uzaklaştırırlar. Bu nedenle, zeytin ağaçlarının bu tip alanlara tesis edilmemesi önerilir.

5. Dona hassas çeşitlerinin yetiştiği yerde toprak işlemesinden kaçınılmalıdır.

6. Don riskinin arttığı zamanlarda toprağın gevşetilmesinden kaçınılmalıdır.

7. Don tehlikesi başlamadan önce yabancı otlar temizlenmeli, ancak başka hiçbir kültürel işlem yapılmamalıdır.

 

4.2. Aktif Yöntemler

 

4.2.1. Atmosfere Giden Radyasyonun Durdurulması ( Suni Sis )

Havaya su buharı püskürtülerek yapay bulut oluşumu (sis) ile atmosfere giden radyasyon engellenebilir. Duman perdesi veya dumandan oluşturulan yapay bulutlar radyasyon kayıplarını önleme çalışmalarında kullanılır.

 

4.2.2. Isı Yalıtımı

Ürünleri dumanla kaplamak için toksik olmayan protein köpükleri kullanılır. Bu yöntem mekanize olması nedeniyle bazı avantajlara sahiptir.Köpük, bitkilerin üzerinde uzun süre kalarak beklenen ardıl don olaylarından korur.

 

4.2.3. Havanın Karıştırılması

Tipik radyasyonlu geceler boyunca, yer ile temas halinde olan hava soğur ve yüzeye yakın seviyelerde soğuk bir hava tabakası oluşur. Yerden 150 m yükseklikteki bir hava tabakasındaki sıcaklık, yer seviyesindeki sıcaklıktan fark edilecek derecede daha sıcaktır. Sıcaklığın yükseklikle arttığı bu gibi özel durumlar sıcaklık terselmesi (=inverziyon) olarak adlandırılır. Normal günlerde yükseklik ile sıcaklık azalır. Don zararı soğuk hava tabakası ile ilgilidir, fakat üst seviyelerdeki daha sıcak hava ile aşağıdaki daha soğuk havanın karıştırılmasıyla, don zararı en aza indirilebilir. Yere yakın seviyedeki soğuk hava ile üst seviyelerdeki daha sıcak havanın karıştırılması sonucu inverziyon bozulur ve yere yakın soğuk hava tabakasının sıcaklığı birkaç derece arttırılır. Bu durum rüzgar makineleri, fanlar ve hatta helikopterler kullanılarak başarılabilir. Rüzgar makineleri ile don mücadelesinde başarıya ulaşmak için don beklenen gecelerde öncelikle, inverziyonun şiddeti belirlenmeli ve daha sonra rüzgar makineleri kullanılmalıdır. Zayıf inverziyon şartları altında, rüzgar makinelerinin kullanımı sınırlandırılır. Şiddetli inverziyonların meydana geldiği bölgelerde don ile mücadele maliyetleri, korunan ürünün ekonomik değeri dikkate alınarak belirlenmelidir.

 

4.2.3.1. Direk Hava ve Bitki Isıtması

Radyasyon yoluyla yeryüzünden atmosfere giden ısı kaybının giderilmesi için en yaygın ve en kolay yöntem uygun ısıtma ekipmanları kullanmak veya küçük ateşler yakmaktır. Bu yöntemle arazilerde veya meyve bahçelerindeki sıcaklıklar belirli ürünler için kritik sıcaklık değerlerinin üzerinde tutulabilir. Dünyanın birçok bölgesinde ısıtma yöntemi düzenli ve iyi organize edilmiş olarak uygulanmaktadır.

Bu yöntemde odun, kömür veya mangal kömürü kullanılabildiği gibi, dizel yağlar da çeşitli tip ve büyüklüklerdeki uygun ekipmanlar yardımıyla yaygın olarak kullanılır. Bu yöntemle ilgili olarak ısıtıcı modellerinin geliştirilmesi, zeytin ağaçlarına toksik etkisi nedeniyle dumanın yok edilmesi, alet içinde oluşan isin ve kullanılan yakıtın azaltılması çalışmaları önemini korumaktadır.

Isıtıcılar bütün araziye etkili olacak şekilde dağıtılmalı (75–200 adet/ha), fakat arazinin daha soğuk kesimlerinde ısıtmanın iyi yapılabilmesi için rüzgarın geliş yönüne daha fazla ısıtıcı konulması uygun olacaktır. Bitki için gerekli olan hava sıcaklığının artmasıdır, fakat aynı zamanda ısıtıcılarla yayılan ısınında önemi büyüktür. Yağ ve gaz ısıtıcıları havayı konveksiyon (ısınarak yükselme) yoluyla ısıtırlar, fakat ısıtıcının tipine bağlı olarak ekipmanların sıcak yüzeyleri tarafından meyve bahçelerine yayılan ısı toplam ısının %10-30'unu oluşturmaktadır.

Çok sayıda yakılan küçük ateşler, az sayıdaki büyük ateşlere göre havayı ısıtmada daha etkilidir. Büyük ateşler, etrafa yayılmadan hızlıca yükselip inverziyon tavanını delerek soğuk ve sıcak havanın iyi bir şekilde karışması için gerekli sirkülasyonu engelleyecek sütunların oluşmasına neden olabilir. Büyük ateşler sadece inverziyonun tavan tabakasına zarar vermez, aynı zamanda hızlıca soğuk havanın içine çekilerek zararı faydasından daha fazla olur. Bir bölgede bir mevsim boyunca 2–3 defadan fazla don olayı görülmezse ısıtma yöntemi uygun ve ekonomiktir. Daha fazla don görülen bölgelerde ısıtma ekonomik değildir.

 

4.2.3.2. Su Uygulaması

Don olayını önlemede bir yöntem olan üstten sulama veya yağmurlamanın dikkate değer bir önemi vardır. Bu uygulama geniş bir su kaynağı, uygun sulama ekipmanları ve iyi bir toprak drenajı ister. Bu yöntem sadece üzerindeki buz yükünü taşıyabilecek bitkilerde uygulanabilir.

Yağmurlama yöntemiyle bitkilere verilen su, soğuduğu ve donduğu zaman, radyasyonla kaybolan ısıyı kazandırmak için eritme ısısını ortama verir. 1 gr veya 1 cm3 suyun 1°C soğuması için 1 kalori ısı açığa çıkar, fakat bitki için daha önemli olan durum 1 gr suyun donması için 80 kalorinin açığa çıkmasıdır. Eğer yaprak veya tomurcuk ince bir su filmi kaplanırsa, suyun donmasıyla ısı açığa çıkar ve bitki sıcaklığının 0°C'nin altına düşmesi engellenir. Bu su filminin olabildiğince sürekliliği sağlanmalıdır. Bu sayede bitki üzerinde buz tabakalarının oluşmasına ve ortam sıcaklığı donma noktasının altına düşmesine rağmen bitki sıcaklığı donma noktasının altına düşmemektedir.

Yağmurlama işlemi bitki dokularının dayanabilmesi için mümkün olduğu kadar sürdürülmelidir. Uygulama hava sıcaklığı 0°C'nin üzerine çıkıncaya kadar devam ettirilmelidir. Yağmurlama sistemi ürün kaybına neden olabilen birkaç dakikalık kritik devreyi engelleyecek veya kesecek şekilde tam ve sürekli olarak su örtüsü sağlamalıdır.

 

5. YÜKSEK SICAKLIĞIN ETKİSİ

                Zeytinin yayılmasını sınırlayan en önemli fizyolojik faktördür.  Zeytin yetiştirilen yörelerde yıllık sıcaklık ortalamasının 15°- 20 °C arasında olması istenir. Maksimum sıcaklık 40 °C’ye yükseldiğinde sulama yapmak şartıyla zeytin ağacı bu sıcaklığa dayanabilir. Mayıs-haziran aylarında normalin üzerindeki sıcaklık artışında yapraklardaki terleme de artacağından yapraklarda pörsümeler görülür. İlkbahardaki aşırı sıcaklıklar,  döllenmeyi etkiler, meyve tutumu olmaz. Kış aylarında havaların erken ısınmasıyla zeytin ağaçları erken uyanır, havaların tekrar soğumasıyla ağaçlarda zararlanmalar oluşur. Kuzeye bakan meyilli alanlardaki zeytinliklerde gece gündüz arasındaki sıcaklık farklılığından sürgünlerde zararlanmalar oluşabilir.


 
 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 


Resim 4. Zeytin meyvesindeki yüksek sıcaklığın etkisi

6. MEYVE ATMA

Çiçeklenme ve meyve seyrini etkileyen faktörlerden en önemli sorun meyve atmadır. Meyvelerin oluşumundan itibaren dökülmeye başlaması ve hatta belirli iriliğe kadar devam etmesi, zeytin ağaçlarının ciddi bir fizyolojik sorunudur.

Bu konuda yapılan çeşitli araştırmaların odak noktası etilen üzerinde toplanmaktadır. Etilen, sadece zeytinde değil, tüm meyve ağaçlarında meyvelerin erken mevsimde olgunlaşıp dökülmesine sebep olan doğal bir hormonal gazdır. Vaktinden önce dökülen zeytin meyvelerinin, döküm sebepleri aşağıdaki nedenlerden kaynaklanabilir. Yüksek sıcaklık şartları ve düşük nem koşulları, meyve dökümlerinin en önemli sebepleri arasındadır. Etilen yoğunluğunun yüksek sıcaklık ve düşük nem koşullarında artması meyve dökümlerinin artmasında ciddi bir etmen olur.

Düşük nem seyri olduğunda bahçe içinde küçük toprak havuzlar açılır ve bu havuzlar plastik örtüler ile kaplanır.

 

7. ZEYTİN AĞAÇLARINDA YAĞMURUN ETKİSİ

Zeytin yetiştiriciliğindeki önemli fizyolojik faktörlerdendir.         Zeytin her ne kadar kurağa dayanıklı olduğu söylense de yıllık yağış isteği 600-800 mm’dir. Zeytinciliğin yapıldığı yörelerde kışın ve ilkbahar aylarında yağan yağmur toprak tarafından depo edilerek zeytin ağaçlarının su ihtiyaçlarını karşılar, çiçeklenmesini, meyve tutum oranını artırır, haziran dökümünü azaltır. Zeytin meyvesinin daha iri ve kaliteli olması için yaz aylarında çekirdek sertleşmesi ve tanenin gelişmesi için suya ihtiyaç vardır. Bu dönemde yağışlarla karşılanamayan su ihtiyacı sulama ile karşılanmalıdır.

 

7.1. Normalin üzerindeki yağışın olumsuz etkileri

                Sürüm tavı bulunmaz. Hasat zor yapılır, azotlu gübrelerin yıkanmasına sebep olur, meyilli zeytinliklerde erozyona sebep olur. Zeytin ağaçlarını normalden fazla sürgün vermeye teşvik ederek soğuklara karşı direnci azaltır. Taban suyunu yükselterek köklerin çürümesine sebep olur. Toprağın havalanmasını engeller ve toprak pH ’sını düşürür.

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 


                                                                                                                                                  

 

Resim 5. Zeytin meyvesindeki aşırı yağışın etkisi

 

7.2. Dolu

Dolu yaprakların parçalanmasına, çiçek somaklarının dökülmesine ve meyvelerin yaralanmasına neden olur. Özellikle sofralık çeşitlerde çok önemlidir.

 

7.3. Kar

Zeytincilik için kar yağışları çiçek somaklarının dökülmesine ve meyvelerin yaralanmasına neden olur. Özellikle sofralık çeşitlerde çok önemlidir ve istenmeyen yağışlardır.

 

                7.4. Sis

Çiçeklenme döneminde havanın sisli olması tozlanmayı engellediği için istenmeyen iklim olaylarındandır.  

 

7.5.Rüzgar

                Esiş zamanı, yönü ve şiddetine göre zeytine faydası olduğu gibi, bazı durumlarda da zararlıdır.

                Kışın esen karayel, bol yağış getirerek çiçeklenme zamanı döllenmeyi kolaylaştırdığı için faydalıdır. Yaz aylarında esen nemli rüzgarlar ağaçların susuzluk çekmesini engellediği için zeytine faydalıdır. Yaz aylarında güneyden esen kuru rüzgarlar, toprak nemini kaçırır, devamlı eserse taneler susuzluktan pörsür. Bu nedenle istenmeyen bir durumdur. Güneyi açık olan yörelerde kışın esen lodos, ağaçları zamansız uyandırdığından zeytin ağaçları soğuklardan daha çok etkilenir.        

 

//

KAYNAKLAR

www.abidintatli.com.tr

www. olivasa.com.tr

Tatli, A. Zeytin Bahçelerinde Zirai Mücadele, 2009.

Yorumlar
En Çok Okunan Haberler