Gül Seren - Parayı veren düdüğü çaldırıyorParayı veren düdüğü çaldırıyor
google-plus29 Kasım 2015 Pazar 15:47 (37472)
Parayı veren düdüğü çaldırıyor

Türkiye Ziraat Odaları Birliği, ‘Zeytinde hasat zamanı’ olduğu için bir bildiri yayınladı.

Türkiye Ziraat Odaları Birliği (TZOB) Genel Başkanı Şemsi Bayraktar, zeytin ve zeytinyağında dünyada görülen arz sıkıntısını Türkiye’nin çok iyi değerlendirmesi, zeytinliklere gereken önemi vermesi gerektiğini söyledi.

Bayraktar, hasadı süren zeytinle ilgili yaptığı açıklamada, dünyada zeytin yetiştiriciliği yapılan alanın yaklaşık yüzde 98’inin Türkiye’nin de içinde bulunduğu Akdeniz havzasındaki ülkelerde yapıldığını belirtti.

Birleşmiş Milletler Gıda ve Tarım Örgütü’nün (FAO) 2013 yılı verilerine göre, dünyada 103 milyon hektar alanda 20 milyon ton civarında zeytin üretildiğine dikkati çeken Bayraktar, İspanya, İtalya, Yunanistan, Türkiye, Fas, Suriye ve Tunus’un üretimde başı çektiğini bildirdi.

Zeytinde Avrupa Birliği ülkelerinin dünya üretimindeki payının yüzde 65-70 arasında değiştiğini belirten Bayraktar, şunları kaydetti:

‘Dünya zeytinyağı üretimi ise ortalama olarak 2,9 milyon ton dolaylarında gerçekleşiyor.

Yağlık ve sofralık olarak yararlanılan zeytin, hem yüksek besin değerine sahip sağlıklı bir gıda hem de iç ve dış ticaretimize konu olması nedeniyle büyük önem taşımaktadır.

Zeytin ve zeytinyağı ihracatımızdan 2014 yılı itibarıyla yaklaşık 226,5 milyon dolar gelir elde edilmiştir.

Zeytinyağı ihracatımızda ciddi bir artış görülmektedir.

Bu artışta İspanya’da ve İtalya’daki rekolte düşüşü etkili oldu. 

2014/2015 sezonunda İspanya’da zeytinin çiçeklenme döneminde meydana gelen aşırı sıcaklıklar ve hastalık, İtalya’da ise zeytin sineği ve yaz döneminde meydana gelen aşırı yağışlar nedeniyle üretimde düşüş meydana geldi. Uluslararası Zeytin ve Zeytinyağı Konseyi tarafından da dünyada 2014/2015 sezonu son 15 yılın en kötü sezonu olarak değerlendirildi.

 2015/2016 sezonunda da geçen yıl kadar olmasa da bu ülkelerde yine geçmiş yıllara nazaran üretimde düşüş beklenmektedir.’

 

*- Zeytin üreten bölge ve iller

 Türkiye’de, Ege, Marmara, Akdeniz ve Güneydoğu Anadolu Bölgelerinde zeytin yetiştirilmekle birlikte üretimin önemli bir bölümünün Ege Bölgesi’nde yapıldığı bildiren Bayraktar, ‘İzmir, Aydın, Muğla, Manisa, Balıkesir, Hatay, Mersin, Çanakkale, Bursa zeytin üretiminde önde gelen illerimizdir.

Bursa ilimizde üretilen zeytinin tamamı sofralıktır.

Mersin ve Manisa ilerimizde de sofralık zeytin üretimi ağırlıktadır.

Aydın, İzmir, Muğla, Balıkesir, Çanakkale ve Hatay illerimizde gerçekleştirilen zeytin üretiminin yüzde 75’inden fazlası yağlıktır’ bilgisini verdi.


*- Üretimde düşüş bekleniyor

Ülkemizde yaklaşık 140,7 milyon meyve veren, 28,3 milyon meyve vermeyen olmak üzere toplam 169 milyon zeytin ağacı bulunduğunu belirten Bayraktar, ‘2014 yılı itibarıyla 438 bin tonu sofralık, 1 milyon 330 bin tonu yağlık olmak üzere toplam 1 milyon 768 bin ton zeytin üretimi gerçekleştirilmiştir.

Bu yıl 400 bin tonu sofralık, 1 milyon 300 bin tonu yağlık olmak üzere, yüzde 3,85 düşüşle, zeytin üretiminin 1 milyon 700 bin tona ineceği tahmin ediliyor’ dedi.


*- Rekolte düşerken iç tüketim de arttı-

 Dünyada önemli üretici ülkelerde yaşanan rekolte düşüşünün ve artan iç tüketimin zeytinyağı fiyatlarını geçmiş yıllara nazaran artırdığına dikkati çeken Bayraktar, şunları kaydetti:

‘Olumsuz hava koşulları ve hastalık nedeniyle dünyada geçen yıla göre yüzde 3,6 üretim düşüşü beklenmektedir.

Ancak fiyatların aşırı derecede artmasını gerektirecek bir üretim kaybı yoktur. Ayrıca bu sezon Akdeniz Bölgemizde de iyi bir üretim beklenmektedir. Fiyatların yükseleceği yönünde yapılan açıklamaların da ithalata davetiye çıkarılmasından, tağşiş olaylarının artmasından, tüketimin gerilemesinden ve bu durumun üreticilerimizi olumsuz etkilemesinden endişe duymaktayız.’

 *- Kişi başına tüketim 2 litreye çıktı

 İnsan sağlığı açısından son derece önemli olan bu üründe üretimde sürekliliğin sağlanması oldukça önemlidir.

Üretimde sürekliliğin sağlanması üreticilerimizin yeterli gelir elde etmesiyle mümkündür.

Hükümetimiz tarafından zeytincilikte dünya ikinciliği hedefi konmuştur.

Bu hedef doğrultusunda zeytin için verilen destekler, yapılan yatırımlar ile büyük ilerlemeler kaydedilmiştir.

2000 yılında toplam 97 milyon 770 bin ağacımız varken 2014 yılında ağaç sayımız 169 milyon adede ulaşmış, kişi başı zeytinyağı tüketimi 1 litreden 2 litreye çıkmıştır.’

 *- Yapılması gerekenler

 Üretimde dünya ikinciliği hedefleri doğrultusunda, kalıcı tedbirlerin alınması, tüm tarafların menfaatlerinin korunmasının sektörde istikrar açısından büyük önem taşıdığını vurgulayan Bayraktar, bu üretim dalından gereği gibi istifade edilebilmesi ve sektörün daha da ileriye gitmesi bakımından yapılması gerekenleri ise şöyle sıraladı:

‘Fark ödemesi desteğine devam edilmeli, sofralık zeytine de prim verilmeli,

Tanıtım faaliyetleriyle iç tüketim artırılmalı,

İhracatta yeni pazarlar bulunmalı, tanıtım ve pazarlama stratejilerinin geliştirilmesi için hedef pazarlar değerlendirilmeli,

Sadece üretim artışına değil, pazarlama olanaklarına da odaklanılmalı,

Stok müessesesi oluşturulmalı,

Zeytinciliğimizin geleceğinin ve son yıllarda yapılan büyük yatırımların heba olmaması açısından, Zeytinciliğin Islahı ve Yabanilerinin Aşılattırılması Hakkında Kanun korunmalı, bu kanunda değişiklik yapılmamalı,

Hangi amaçla olursa olsun zeytinliklerin tahrip edilmesi önlenmeli, zeytinlikler korunmalı,

Tağşiş olaylarına fırsat verilmemesi bakımından gıda denetimleri daha da artırılmalı,

Hasat sırasında gelecek yıl ürün verecek sürgün ve filizlerin kırılmamasına dikkat edilmeli,

Binbir emekle hasat edilen zeytinlerin buna bağlı olarak zeytinyağının kalite kaybına uğramaması için taşıma ve depolamada gereken önlemler alınmalıdır.’

Bayraktar, zeytin hasadının başladığı şu günlerde üreticilerimizin bol kazançlı, bereketli, alın terinin karşılığını aldıkları bir sezon geçirmelerinin en büyük temennileri olduğunu bildirdi.

 

*- Tağşişi kim yapıyor?

Yukarıda yazdıklarım alıntı…

Türkiye Ziraat Odaları Birliği (TZOB) Genel Başkanı Şemsi Bayraktar’ın yaptığı basın açıklamasının notları…

Sanıyorum bu bilgilerden yararlanan, zeytin ya da zeytinyağı ile ilgili hiçbir bilgisi olmayanlar yine ahkâm kesecek.

Bunları neden yazıyorum:

Nedenlerden birisi, ‘tağşişi kim yapıyor?’

Küçük değil adı sanı belli olan büyük firmalar.

Geçenlerde, İzmir’de Orkide’nin yönetim kurulu başkanı Ahmet Küçükbay açık ve net söyledi.

Daha önce eski Ege İhracatçılar Birliği’nde Ali Nedim Güreli söylemişti.

Hatta bir ünlü firmalardan birinin ihraç ettiği yağlar Japonya’dan geri dönmüştü.

Araştırın bulun…

Yani taş uzaktan gelmiyor…

Sanıyorum bunu en iyi bilenler de geçenlerde ‘zeytin hasadı’ törenleri yapılan Ayvalık’ta çok iyi biliyorlardır.


*- Kimler davetli!

Bu satırları yazmadan önce haber televizyonundaki yemek programına bir göz attım.

Tesadüf mü ne, aşçı Ayvalık’tan söz etti…

Daha doğrusu zeytin hasadından…

Merak ettim, kanalda kaldım.

‘Davetliydim’ diyen aşçı, Ayvalık’ın reklamını yaptı…

Yani yediğinin içtiğinin karşılığını aradan bir ay geçse de verdi.

Buna vefa mı diyeyim, bilemiyorum.

Oradaki dostlarımızı ve gerçekten kendini bu işe verenleri ekrana çıkaracağını sandım.

‘Çiftlik’ diye adlandırdığı bir tarlada, sahibini ekrana çıkarıp sorular sordu yanıtlarını aldı.

Bahçede, onlara göre çiftlikte  bir deste sayıdan fazla bin 500 yaşın üstünde zeytin ağacı bulunduğunu söyledi, ekrandaki bayan…

Nereden biliyor?

‘Yaş tespiti’ yapılmış mı?

Bunu öğrenmesi için Akhisar’a gitmesi lazım…

Ne kadar zamanda, kimler, ne gibi işlemler yaparak ağacın yaşını belirler öğrensin…

Aklı sıra, kafasından uydurarak hem de bir tarlada o kadar çok bin 500 yıllık ve üzerinde ağacın olması imkânsız.

Daha düne kadar Ayvalık’ta ağaç katliamı yaşanıyordu.

Yakacak olarak kullanılırken bu ulvi ağaçlar, aklı başında ve geleceğimizi girenler tarafından ‘Aman ne yapıyorsunuz?’ diyerek sorun çözülmeye çalışılmıştı.

 

*- Sinek küçük ama…

 Yeri değil ama yine de söylemeden edemeyeceğim…

İstanbul’da ‘Sutiş’ diye bir lokantalar zinciri var.

Sahibi ya da ortaklarından birisi de İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Kadir Topbaş

Ve buranın ‘kahvaltısı’ da meşhur…

Standart kahvaltıda gelen zeytin ürünü gerçekten güzel…

Ama yağ için aynı şeyi söyleyemeyeceğim…

Umarım tağşiş değildir…

Çünkü damak zevki de çok önemli…

Bence zeytinyağına iyilik yapmak isteyenler, yani başta belediye başkanı ve ticaret odası yetkilileri bu mücadeleye katılmalı, İstanbul’un lüks lokantalarındaki ‘zeytinyağları’nın labaratuar tetkiklerini yaptırmalı…

Çünkü sektörün geleceği için çok önemli olduğu kadar müesseseler için de çok ama çok önemli…

Tabii ki burada Kadir Topbaş’ın suçu olamaz…

Yiyecek içecek müdürü, ya da alım müdürü de kendini temize çıkarmalıdır.

En fazla üç standart kahvaltı parasına yapılacak bir işlem bu…

Yorumlar
En Çok Okunan Haberler