Abidin Tatlı - ZEYTİN AĞAÇLARINDA VERTICILLIUM SOLGUNLUĞUZEYTİN AĞAÇLARINDA VERTICILLIUM SOLGUNLUĞU
google-plus07 Mart 2019 Perşembe 22:18 (5355)
(Verticillium dahliae Kleb.)


 

Hastalık, ilk defa 1946 yılında İtalya’da, Ülkemizde ise 1972 yılında görülmüştür. Zeytin ağaçlarında (Olea europaea L.) solgunluk hastalığı olarak bilinen Verticillium dahliae Kleb. etmeninin neden olduğu hastalık ve hastalık nedeniyle meydana gelen kurumalar, dünyada zeytin üreticisi ülkelerde olduğu gibi ülkemizde de zeytin ağaçlarının en önemli sorunu olmuştur. Hastalık, zeytin ağaçlarında dallarda kuruma şeklinde görülmeye başlar ve daha sonra ağacın tamamen ölmesine neden olabilecek kadar ilerleyerek tüm ağacı etkiler. Genç ağaçlarda olduğu gibi yaşlı zeytin ağaçları da Verticillium solgunluğundan etkilenir. Ancak, hastalığın yaygınlığı ve şiddeti, özellikle hastalık etmeni bulaşık arazilerde tesis edilmiş genç zeytinliklerde genellikle daha yüksektir.

Daha önceki yıllarda çok sık görülen ve zeytin ağaçlarını yapraklarından başlayarak köklerine kadar kurutan Verticillium solgunluğu, havaların ısınması ile birlikte artarak, yaz aylarında belirtilerini göstermeye başlar ve havalar soğuyuncaya kadar da bulaştığı bütün ağaçları kurutmaya devam eder.

Ülkemizde geçtiğimiz yıllarda yaygın olarak görülen Verticillium solgunluğu nedeniyle yüzlerce zeytin ağacının kuruduğu tespit edilmiş ve zeytin üreticileri oldukça zor durumda kalmıştır. Günümüzde çiftçinin yüzünü güldüren ürünlerden biri olan zeytinin Verticillium solgunluğu nedeniyle daha fazla zarar görmesine ve yok olmasına göz yumulmamalı ve gereken tedbirler acil olarak alınmalıdır.

 


 

1. TANIMI VEYAŞAYIŞI

Verticillium solgunluğu geniş konukçu dizinini dünyanın birçok yerinde etkilemektedir. Verticillium, ölmekte olan konukçu dokularında üreyen mikrosklerot halinde toprakta yaşamını sürdürür. Bu durum toprak nemine ve sıcaklığına bağlı olarak değişir. Toprağa bir kez bulaştığı zaman 10 yıl veya daha fazla süre toprakta canlı olarak kalabilmektedir, mikrosklerot formu bu sürenin uzunluğunda çok önemli rol oynamaktadır.

Hastalık etmeni toprak kökenli bir fungustur. Fungusun vejetatif miselyumu renksiz ve bölmelidir. Konidioforları dik, bölmeli, ince, renksiz ve vertisillat olarak 1–3 defa dallanmıştır. Yan dallar lamba şişesi şeklindedir ve daire şeklinde aynı yerden çıkarlar (Vertisillat form). Konidiler bu yan dalların ucunda oluşur. Konukçu dokusu içinde vertisillat form oluşmaz. Konidiler fiyalitlerin ucunda tek tek ya da çoğunlukla sümüksü spor başçıkları halinde, renksiz, tek hücreli, oval, yumurta şeklindedir. Büyüklüğü 3–6 x 1.5–2.0 µm’dur.

Kök meristemine giren fungus hem intrasellüler (hücre içi) hem de interselüller (hücreler arası) olarak yayılır ve merkezi silindire yönelir.  Yayılma sonucunda ksileme (odun borusu) ulaşır, ancak floeme geçiş yapmaz. Ksilem içinde konidi oluşturur. Konidi ve misel ksilem boyunca bitkinin tepe noktalarına, yapraklarına ve uç tomurcuğa kadar ulaşır.

Fungusile enfekteli bitki organlarının ölmeye başladığı anda, bu organlarda fungusa ait dinlenme yapıları oluşmaya başlar. Fungus, toprakta konukçu bitki olmadan uzun yıllar canlı kalabilmektedir. Kuraklık ve yüksek sıcaklık, konidileri kolaylıkla öldürdüğü için, fungusun yaşamını devam ettirmesinde konidilerin önemli bir rolü olmamaktadır.

Hastalık etmeni, düşük sıcaklıktaki topraklarda yaşamını sürdürürse de optimum olarak 21–28 °C’de en iyi gelişir. Etmen, kışı genellikle toprakta ve bitki parçaları üzerinde misel veya mikrosklerot olarak geçirir.

Hastalık, daha çok taban arazilerde, önceki yıllarda pamuk ve sebze gibi fungusun konukçusu bitkilerin yetiştiriciliğinin yapıldığı yerlerde kurulan zeytin plantasyonlarında daha yoğun görülür. Fungus zeytin ağaçlarının yapraklarında da bulunur ve yere dökülen yapraklar toprakta inokulum yoğunluğunu arttırır.

Yapılan çalışmalar sonucunda V.dahliae’nın farklı ırklarının bulunduğu tespit edilmiş, hastalık belirtileri ve şiddetinin de bu ırklara göre değişiklik gösterdiği bildirilmiştir. Bir ırkta yapraklar dökülmeyip bitki üzerinde kalırken, faklı bir ırkta bitki yapraklarını dökebilmektedir. Yine başka bir ırkda da uçtan köke doğru kuruma meydana gelmektedir.


 

2. HASTALIK BELİRTİLERİ

Odunsu bitkilerde daha çok V. dahliae’nin hastalığa neden olduğu belirlenmiş ve bu bitkilerde hastalık belirtisi olarak üç ana tip simptom gözlenmiştir.

2.1. Yaprak simptomları

2.2. Ağaçta geriye doğru ölüm

2.3. İletim demeti simptomları

 

2.1.Yaprak

Verticillium ile infekteli hasta yapraklarda geriye doğru kıvrılma, solgunluk ve deformasyon belirtileri görülür. Verticillium solgunluğu çoğunlukla yetişme mevsimi sonuna doğru; solma, pörsüme ve bitki ölümü şeklinde görülür. Solma belirtileri önce alt yapraklardan başlar ve daha sonra yukarıya doğru yayılır. Yaprakların damar araları çoğunlukla uçtan içe doğru sararır, sonra kuruyup esmerleşir. Yapraklar yeşilimsi renklerini kaybederek açık kahverengine dönüşür. Yaprak dokusunda meydana gelen kurumalar, daha çok patojenin salgıladığı toksik maddelerden ileri gelmektedir.

 


 


2.2. Geriye Doğru Ölüm

Birçok türde solgunluktan sonra yoğun şekilde geriye doğru ölüm gözlenir, yine bazı türlerde yaprak dökümünden sonra taze yaprak oluşturabilir. İyileşme özellikle zeytinde yaygın bir şekilde gözlenir. Hastalık, çok yaşlı ağaçları etkiliyormuş gibi bilinmesine rağmen, 5-6 yaşındaki ağaçları daha çok etkiler ve bu yaşlardaki ağaçlarda, daha çok zararının olduğu görülmüştür.

Zeytin ağaçlarında hastalık nedeniyle meydana gelen solgunluklar daha sonra bitkinin ölümüne neden olur. Hastalık zeytin ağaçlarında “apopleksi/geriye doğru ölüm (akut form) ve slow decline/yavaş ölüm (kronik form)” şeklinde görülür. Özetlenecek olursa hastalığın “akut solgunluk’’ ve “kronik solgunluk” olmak üzere 2 tip belirtisi vardır.

 

2.2.1. Akut Solgunluk

Bu tip solgunluklar aniden meydana gelir. Geriye doğru ölüm erken ilkbahardan kış sonuna kadar gelişir. Yapraklar ilk önce solmaya başlar sonra açık kahve renge döner ve geriye doğru kıvrılmaya başlar. Apopleksi sürgün ve dalların hızlı ölümü ile karekterize edilir ve sürgün, dal ve dalcıklar aniden kurur, sürgün ve dallar yeşilimsi renklerini kaybederek kahverengine dönüşür. Hastalıklı ağaçların sürgün ve dalları uçtan geriye doğru kıvrılır, kurur ve ağaçta asılı kalır. Bu belirtiler ağacın tek bir yönünde veya tamamında olur ve sonunda tüm ağaç ölür. Genç ağaçlarda ölümden önce kısmi yaprak dökümü görülebilir. Bazı durumlarda genç ve yetişkin ağaçlarda kuruyan yapraklar sürgün ve dallarda asılı kalırlar ve iletim demetlerde koyu kahverengi renk değişimi görülür.

 



 

2.2.2. Kronik Solgunluk

Bu tip solgunluklar zaman içerisinde ortaya çıkar. Genellikle hastalık belirtileri ilkbahar-yaz başı gibi görülmeye başlar ve yaza doğru yavaşça gelişmeye devam eder. Bu belirtileri gösteren zeytin ağaçları bazen iyileşme gösterir ve ilerleyen yıllarda hastalık belirtilerinde azalma görülebilir.

Bitkideki Vertisilyum solgunluğu belirtilerinin nedeni, ksilem dokusunda patojenin yoğun olarak kolonize olması ve bitkinin, patojenin ilerlemesini engellemek için tylose oluşturması nedeniyle ksilemin tıkanmasıdır. Yaprak dokusunda meydana gelen kurumalar, daha çok patojenin salgıladığı toksik maddelerden ileri gelmektedir.  Fungus duyarlı bitkilerin köküne penetre ettikten sonra korteksde kolonize olur. Hif korteksten endodermise oradan da ksilem demetlerine geçerek iletim demetlerini tıkar ve kökten yapraklara doğru olan su iletimini engeller. Solgunluk belirtisi fungus tarafından üretilen toksinler ile doğrudan ilgilidir.

Kronik solgunluk çiçeklerde nekroza(ölü doku) sebeb olur ve lekelenme ile karakterize edilir. Çiçeklerdeki belirtiler yapraklardan daha önce ortaya çıkar. Daha sonra hastalıktan etkilenen sürgünler üzerinde nekrozlar şeklinde belirtiler oluşmaya devam eder. Sürgünlerin kabuğu kırmızımsı-kahverengiye döner ve iletim demeti koyu kahverengi renge dönüşür. Hastalık simptomları çiçek ve yapraklarda aynı zamanda görülür, ancak bazen çiçekler yapraklardan daha önce kuruyabilmektedir. Enfeksiyon çiçeklenme döneminin başında meydana gelirse çiçekler dökülür. Ağaç üzerinde kalan ve mumyalaşan çiçek tomurcukları nekroze olur ve ağaçta sürgünler üzerinde asılı kalır.

Verticillium solgunluğu ayrıca zeytin meyvelerinde de zararlı olur. Etmen ile infekte olan meyveler kurur ve rengi değişerek kahverengileşir. Bu tür zeytin meyveleri mumyalaşarak ağaç üzerinde kalır ve dökülmezler. 

Kronik solgunluk görülen ağaçlarda, birkaç yıl içinde hastalık şiddetinde kademeli olarak azalma ve ağaçlarda iyileşme görülebilir. Bu durum, yaşlı veya hastalıklı ksilemin çevresinde bulunan kambiyum dokusunun genç ksilem tabakalarını oluşturmasından kaynaklanmaktadır. Hasta ağaçlarda görülen iyileşme, ağacın enfekte olmuş veya zarar görmüş dokuları iyileştirmesi nedeniyle değil, o bölgeyi izole etmesi ve onun yerine işlevsel dokular koyması nedeniyle olmaktadır.

 


 

2.2.3. İletim Demeti Simptomları

Etmen ile infekteli zeytin ağaçlarının gövde dallarında iletim demetlerinde tıkanma meydana gelir. Ksilemde renk değişmesi görülür ve iletim demetlerinde renk kahverengileşir. Hastalığın daha ileri dönemlerinde, sürgün ve dallarda renk koyulaşarak morumsu bir renk oluşur. Kabuk dokusunun rengi ise, ana daldan başlayarak erguvan rengine döner ve daha sonra tüm ağaca yayılır. Böyle bir dalın, kabuğunun altından boyuna kesitler alındığında ksilemin koyu kestane rengine dönüştüğü, enine kesit alındığında ise hale şeklinde bir lekelenmenin olduğu görülür.


 



Etkilenen sürgünlerdeki yapraklar donuk yeşile döner ve solmadan dökülür. Her iki durumda da sürgünler zarar görür. Bu sürgünlerde, sağlıklı alanın yanında kahverengimsi kırmızı bir renkli hastalıklı alan bulunur. Hastalıklı sürgünlerin, iletim demetlerinin daha koyu kahverengi renkte olduğu görülür.

Gövde enine kesilirse iletim demetleri kahverengi noktalar halinde görülür. Bitkideki Verticillium solgunluğu belirtilerinin nedeni, ksilem dokusunda patojenin yoğun olarak kolonize olması ve bitkinin patojenin ilerlemesini engellemek için tylose oluşturması nedeniyle ksilemin tıkanmasıdır.

 

3. HASTALIĞI ETKİLEYEN FAKTÖRLER

Hastalık etmeninin yayılması insan, rüzgâr ve su gibi doğal etkenler yoluyla, hastalıkla bulaşık toprak işlemesiyle ya da enfekteli ürünün taşınması ile olmaktadır. Hastalığın şiddeti zeytin çeşidine, ağaçların yaşına, patojenin hastalık oluşturma yeteneğine ve çevre faktörlerine bağlıdır. Ayrıca, hastalıklı zeytin yaprakları toprakta mikrosklerot düzeyinin artmasına katkıda bulunmaktadır.

Zeytin ve diğer bazı konukçu dizini arasında çapraz patojenesite ilişkisi vardır. Hastalığın zeytin bahçelerinde sık görülmesinin nedeni aynı toprakta daha önce pamuk, domates ve biber vb. hassas ürünlerin ekilmesiyle ilişkilidir. Pamuk ve sebze ara tarımının yapılması hastalığın şiddetini arttırmaktadır.

 

 

Ayrıca patojen arazinin sürülmesi esnasında yakın mesafelere dağılır. Yine toprağın sürüm şekli ve sayısı önemlidir. Çünkü toprağın sürüm sayısı arttıkça toprak taşınmakta ve böylece hastalık şiddetinin arttığı düşünülmektedir.

Bulaşık bitki materyalinin köklendirilmesi, aşı gözü olarak kullanılması ve bulaşık ağaçlarda kullanılan budama aletlerinin temiz ağaçlarda da kullanılmasıyla bulaşma devam eder.

Aşırı sulama bitkinin davranışı ve metabolizması üzerinde, patojen-antagonist ilişkilerinde değişimlere neden olabilir. Sulama, hastalığın yayılmasında ve etmenin enfeksiyonunda önemlidir. Sulamanın yapıldığı alanlarda hastalık % 21 oranında görülürken, sulanmayan alanlarda bu oran % 9’dur.

Toprak nemi ve hava sıcaklığının, etmenin gelişmesi ve oluşturacağı zararla yakından ilişkisi vardır. Hastalık 20–25ºC hava sıcaklığında ve ilkbaharda iyi gelişir.

Marmara Bölgesinde yapılan bir çalışmada Bursa-Orhangazi’de hastalığın yaygınlık oranı fidanlıklarda %44.4, damızlık bahçelerinde %50 olarak tespit edilmiştir.

 

 

 

4. KONUKÇULARI

V. dahliae zeytin dışında birçok bitkide de hastalığa neden olur. Bütün dünyada 200’den fazla bitki konukçusu olup, bu bitkilerde de önemli zararlara neden olmaktadır.

Ülkemizde pamuk, susam, ayçiçeği, bamya, domates, biber, patlıcan, börülce, fasulye, patates, yerfıstığı, kavun, maydanoz, şeftali, kayısı, karanfil, datura, domuz pıtrağı, horozibiği, badem, antepfıstığı, asma, berberis, akçaağaç, atkestanesi, karaağaç, böğürtlen, karpuz, çilek, şerbetçiotu, patlıcan,  begonya, gül ve sert çekirdekli meyve türleri başta olmak üzere çok geniş bir konukçu dizisi vardır.

 

5. MÜCADELESİ

5.1. Kültürel Önlemler

                V. dahliae tek döngülü bir fungustur. Yani, yeni oluşacak inokulum, aynı gelişme mevsiminde değil bunu izleyen mevsim ya da mevsimlerde de etkilidir. Bu nedenle, başlangıçtaki inokulum miktarını baskı altında tutan herhangi bir önlem, hastalığın gerilemesini sağlamaktadır.

Hastalıktan korunmada önerilen yollardan başta geleni ve en etkili olanı dayanıklı çeşit yetiştirmektir. Ancak günümüzde kullanılan ticari çeşitlerin hiçbirisi dayanıklı değildir.

Hastalıktan korunmada diğer bir yol ise hasat artıklarının temizlenmesidir. Hastalığın ileriki yıllara taşınmasında enfekteli bitki artıklarının önemli bir yeri vardır.  

       Hastalık, killi ve alkali topraklarda daha şiddetli görülür. Ağır topraklar, hafif kumlu topraklardan daha soğuktur ve enfeksiyon için daha uygundur. Kumlu topraklarda sık sulama yapılması durumunda, hastalık için killi topraklar kadar uygun hale gelir.

Kullanılan gübreler solgunluğun çıkışına ve şiddetine etkilidir. Azotlu gübrelerden amonyum sülfat ve amonyum nitrat, solgunluk şiddetini artırırken, üre düşürür. Özellikle zeytin ağaçlarının hastalığa karşı duyarlılıklarını önlemek amacıyla hızlı gelişimi sağlayan aşırı azotlu gübre kullanımından kaçınılmalıdır. Ürenin bu etkisi, fungusun gelişme hızı ve mikrosklerot oluşumunu engellemesi nedeniyle ortaya çıkmaktadır. Üre ayrıca birçok mikroorganizmanın popülasyonunun artmasını sağlar. Potasyum, bitkideki solgunluğu önemli derecede azaltır. N-P-K oranı 1–0,7–1 şeklinde olmalıdır. Ayrıca iz elementlerden mangan (Mn), çinko (Zn), bakır (Cu) ve kobalt (Co) solgunluğu azaltır.      

Hastalığın bulaşma riskini azaltmak amacıyla solgunluk ve kuruma belirtilerinin görüldüğü hastalıklı sürgün ve dallar, sağlam kısımdan itibaren budanmalı ve bahçeden uzaklaştırılmalıdır. Yere dökülen hastalıklı yapraklar toprakta enfeksiyon kaynağı oluşturacağından, yapraklar dökülmeden önce budama tamamlanmalıdır.

Budama aletleri alkol, % 10’luk çamaşır suyu veya ateşten geçirilerek dezenfekte edilmelidir.

Aşırı sulamadan kaçınılmalıdır. Hastalık ile bulaşık toprağın, bahçenin temiz tarafına taşınmasını önlemek amacıyla teknik olarak önerilmeyen karık ve salma sulama sistemleri uygulanmamalıdır. Uygulanabiliyorsa damla sulama şeklinde, sulama yapılmalıdır.

Daha önce hastalığın görülmediği alanlarda zeytinlik tesis edilmelidir. Ancak, hastalığın konukçusu olan bitkilerin tarımının yapıldığı yerlerde yetiştiricilik yapılacaksa bu topraklarda en az 2 yıl hastalığın konukçusu olmayan arpa, yulaf, buğday gibi tahıllar yetiştirildikten sonra zeytinlik tesis edilmelidir.

Toprak işlemesiyle temiz alanlara bulaşık toprak taşınmasını önlemek için bu tip bahçelerde toprak işleme uygulamaları sınırlandırılmalıdır. Toprak işleme, yüzeysel ve ağacın taç izdüşümüne girmeden yapılmalıdır.

Zeytin bahçesinde hastalığın bulaşma ve taşınma riskini arttırdığı için kesinlikle ara tarım yapılmamalı, zeytin bahçesinde bulunan yabancı otlarla mücadele edilmelidir.

        

 

 

 

2.2. Kimyasal Mücadele

Vertisilyum solgunluğu hastalığının mücadelesinde henüz hiçbir fungisidin etkili olmaması veya kontrol edememesi nedeniyle, hastalığın mücadelesinde koruyucu önlemler ve kültürel yöntemleri içeren entegre mücadele yöntemleri uygulanmalıdır.

Son yıllarda, ülkemiz dışındaki çalışmalarda, sistemik fungusitler hastalıkla mücadelede zaman zaman önerilmekle birlikte bu tür fungusitlerin etkisinin az olduğu görülmektedir. Bu sebeplerden dolayı zeytin ağaçlarında Verticillium solgunluğu müadelesi ile ilgili herhangi bir kimyasal mücadele yöntemi önerilmemektedir.

Son yıllarda bir takım ticari reparatlar geliştirilmiştir.

 

5.3. Solarizasyon

Su ile toprağı doyurma, özellikle yüksek sıcaklık periyotlarında topraktaki V.dahliae’nın inokulum yoğunluğunu düşürür.

Zeytinde Verticillium solgunluğu kontrolünde en iyi yol bahçe kurulmadan önce ve sonra entegre mücadele yönteminin uygulanmasıdır. Sağlıklı bitki materyali kullanmak hastalığın bahçe tesisinden ilk yılları boyunca azaltılmasında etkili ve önemlidir. Ayrıca bahçe tesis edilecek alan toprak solarizasyonu ile hastalıktan temizlenebilir. Hastalığın yok edilmesine 6–8 haftalık solarizasyon uygulaması yardımcı olabilir. Solarizasyonun bir mevsim uygulanması, en az 3 gelişme yılı hastalığın simptomlarının azalmasına yardımcı olduğu görülmüştür.

Ege Bölgesi’nde yürütülen bir çalışmada da toprak solarizasyonunun solgunluk şiddetine % 93,4 etkili olduğu ve topraktaki mikrosklerot popülasyonunu % 95,7 azalttığı bulunmuştur.

 

5.4. Bahçe Tesisinden Sonra Alınacak Önlemler

Hastalık kontrolü için hassas bitkilerle ziraat yapılmamalı, yabancı ot kontrolü ve minimum toprak işleme yapılmalıdır.

Damla sulama, karık veya salma sulama sistemlerine göre hastalığın daha az görülmesine neden olduğundan tercih edilmelidir.

Hastalıklı dal ve sürgünlerin bahçeden uzaklaştırılması sağlanmalı, bulaşık materyalin toprağa karıştırılarak yeni mikrosklerot oluşturması engellenmelidir.

Solarizasyon uygulamaları bazı ülkelerde başarılı olmuştur. Bu nedenle bu tür çalışmalar göz ardı edilmemeli ve uygulanmalıdır.

 

KAYNAKLAR

www.abidintatli.com.tr

www. olivasa.com.tr

Tatli, A. Zeytin Bahçelerinde Zirai Mücadele, 2009.

Yorumlar
En Çok Okunan Haberler