Yaşar Eyice - İzmir plakasını değiştirmediİzmir plakasını değiştirmedi
google-plus14 Haziran 2015 Pazar 00:00 (59977)
Zorlu Center’den otoparka giderken arkamdan ‘Yaşar!’ diye bir sesleniş duydum...
 Zorlu Center’den otoparka giderken arkamdan ‘Yaşar!’ diye bir sesleniş duydum...

‘Hadi canım! Kim bana seslenir?’ diye düşündüm...
Yani arkama dönüp, bakmadım...

Birkaç kez daha ‘Yaşar...Yaşar!..’ diye seslenince döndüm, bir dostla karşılaştım:

İstanbul Swiss Otel The Bosphorus’un önemli isimlerinden Ahmet Özkan sevgili eşi ve çocuklarıylaydı...

Yerin beş kat altındaki otoparkta Ahmet Özkan’ın kullandığı aracın ‘35’ yani İzmir plakalı olduğunu görünce mutluluğum daha da arttı...

İstanbullu eşine rağmen, ‘Plaka güzelliği gösteriyor’ dedim.

 

Moskova’dan Bodrum Turgut Reis’e...

 

Konuşma İzmir’den Moskova’ya gitti...

Ortak dostumuz Emre Kocamustafaoğulları’na...

Emre Kocamustafaoğulları da Swiss’çi...

Şimdi Moskova Swiss’ten, Bodrum Turgutreis’de yeni hizmete giren Swissotel’e gelmiş...

Otel gece ‘dans yarışması’ ile birlikte hizmete giriyordu...

Yani Emre Kocamustafaoğulları’nın işi ve görevi başından aşkın...

Telaşını düşündüm...

Bu arada Bodrum’da Ayfer Ülkü’yü aradım, ‘Mutlaka Swissotel’e uğra ve sevgili Emre’ye selamımı iletip, hayırlı olsun dileklerimi’ iletmesini rica ettim.
Oğlum gibi sevdiğim Y. Mimar Tolga Ülkü ile bir ara St.Petersburg ile Moskova’ya gitmeyi düşünmüştük.

Tolga Ülkü, Rusça’yı Türkçe gibi okuyup, yazmayı bilen ender uluslararası gençlerimizden birisi.

Şu anda Moldova’da bir uluslararası Türk firmasının genel müdürlüğünü yapıyor.

O da bizim gibi İzmir fanatiği...

 

Sünnet ve düğün mevsimi

 

Tüm bunları konuşurken bu kez İzmir’den bir telefon geldi...

Şerife Bekman arıyordu...

Televizyoncu ve haberci olarak tanıdığımız Şerife Bekman’ın 10 parmağında 10 marifet olduğunu biliyoruz.

Meslektaşı Cemal Bilge ile iş ortaklığının dışında hayat ortaklığının ve nişanlı olduğunu da...

Ama 16 Haziran’da İnciraltı’nda evleneceğini kendisinden öğrendim.

‘İzmir dışındayım, programım uzamazsa o gün İzmir’de olup sizi kutlarım’ dedim.

Bu arada Allah herkesin gönlüne göre versin, sevenleri birleştirsin, diye dua da ettim.

 

Genelde önermem ama....

 

Genelde İstanbul’da te Plus Kitchen’e uğrarım...

Plus Kitchen, Garaj tarafından hayata geçirildi.

Peki Garaj nedir?
Gıda sektörünün farklı kollarında uzmanlaşmış kişilerden oluşan bir hetwork yapılanması.

Garaj; gıda sektöründe yatırım yapmak veya mevcut yatırımını geliştirmek isteyen girişimcilere başarılı bir deneyim tasarımı için gerekli olan uzmanlık, araç ve metotlarını sunuyor.

Garaj Takımı ise; gıda perakendesinde uluslararası deneyime sahip, özüne yabancı olmayan, sürekli yetkinliğini geliştirme gayretiyle çalışan, işinin çırağı, mavi yakalı profesyoneller...

Zorlu Center’de, sinema girişindeki Plus Kitchen’i benim gibi sizlerin de seveceğinize ve müdavimi olacağınıza inanıyorum.

Ben limonatalarına bayılıyorum...

Ama yalnız limonatasını değil tüm doğal, katkısız ürünlerini öneriyorum...

 

PKK’nın yeni oyunu

 

Bu arada hayatın bazı gerçeklerinden de söz etmek istiyorum:

Özellikle Suriye sınırımızdaki göçleri ve gelişmeleri biliyorsunuz.

IŞİD militanlarıyla Suriyeli Kürt ve diğer muhalif gruplar arasındaki çatışmaların şiddetlenmesi üzerine binlerce kişinin yine Türkiye’ye kaçtığını duymuş, görmüşsünüzdür.

Ama işin perde arkasını kaçımız biliyoruz.

Suriye’deki Kürtler ve PKK, IŞİD’e karşı mücadele bahanesiyle kontrolleri altındaki bölgelerden Arap’ları zorla çıkarıyorlar.

Türkiye’ye gönderiyorlar.

 

Oyalama taktiği

 

ABD Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Jeff  Rathke, konuyla ilgili olarak yaptığı açıklamada, ‘Bu konuda duyumlar aldık, iddialar bizi kaygılandırıyor, bu yüzden daha detaylı bilgi toplamaya çalışıyoruz!’ dedi.

Suriyeli Kürtlerin bu çatışmaları bahane ederek, bölgedeki nüfuzlarını artırmaya çalıştığı da açıkça belli.

Kürtlerin, Suriye ve Iraklı Arapları, göçe zorlaması sonucu bölgede büyük bir demografik değişim yaşanıyor.

 

AKP’yi ele alalım!

 

Peki Türkiye’de ne oluyor?

İktidar partisi AKP’ye son 13 senedir vurulan en büyük seçim darbesi sonrasında, parti kurmayları seçim kampanyası sırasında neyin yanlış gittiğine dair yaptıkları değerlendirme çalışmaları sürüyor.

 

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan destekçileri,  Başbakan Ahmet Davutoğlu’nun liderlik vasfından yoksun olduğunu savunuyor.

Parti içinde yenilik isteyen pragmatik kanat arasındaki derin çatlak önümüzdeki günlerde ortaya çıkar.

 

Açıkça söyledi!

 

Bu arada, AKP lideri Ahmet Davutoğlu başkanlık sistemi kurma hedeflerini rafa kaldırdıklarını açıkladı. Davutoğlu, seçim sonuçları neticesinde bu karara vardıklarını söyledi.

Siyaset bilimciler, yara alan Davutoğlu’nun siyasi açıdan hayatta kalabilmesi için kendini savunması gerekeceğini söylüyor.

Söylenen şu:

Davutoğlu kendi oyununu kuramadı ve Erdoğan’a uymak zorunda kaldı. 2011 yılına göre mecliste yüzde 20’lik koltuk kaybetti. Davutoğlu böyle devam edemez. Komutanın kendisinde olduğunu göstermek zorunda.  Bir türlü gövde gösterisinde bulunması gerekiyor.

 

Bağlılıkları sürüyor

 

AKP’den birçok milletvekili ise hala Erdoğan’a son derece sadık.

Bu milletvekilleri büyük bir ihtimalle seçimlerdeki başarısızlıktan Davutoğlu’nu sorumlu tutuyor,

Bazı uzmanlar ise, AKP’nin Eylül’deki kongresinde yeni bir lider seçebileceğini söylüyor.

Seçim yenilgisinin normalde çok disiplinli çalışan AKP’yi zayıflatabileceğini söyleyenlerin sayısı da az değil.

Siyasi İslam’da insanların anlaşmazlıklarını kamuoyu önünde göstermediklerini ancak alınan seçim darbesi sonrasında bunun değişebileceğini ve anlaşmazlıkların su yüzüne çıkabileceği belirtiliyor.

Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın otoriter eğilimi ve hükümet politikalarından duyduğu endişeyi dile getirdikten sonra Gül’le parti ilişkisi donduruldu.

Gül’ün stratejisi büyük ihtimalle, ‘Ben sizi uyardım. Ilımlı yoldan saptınız ve aşırı ideolojik bir yol izlediniz. Sonuçların da bu olacağını düşünüyorum’ şeklinde gelişiyor.

 

ANAVATAN Örneği

 

Hem başbakan hem de cumhurbaşkanlığı yapan Turgut Özal liderliğindeki Anavatan Partisi (ANAP) 1980’li yıllarda Türkiye siyasetine hâkim oldu. Karizmatik lider Özal’ın Cumhurbaşkanı olmasıyla parti sonraki seçimlerde meclis çoğunluğunu kaybetti. ANAP’ta daha sonra bölünme ve çöküş başladı.

Türkiye siyasi tarihi, karizmatik liderlerin kurdukları partilerden bir sebeple ayrılmasıyla, partilerin bölündüğünü ve gücünü kaybettiğini birçok kez gösterdi. Bu kesinlikle AKP için de geçerli bir risk faktörü olarak görülüyor,

 

Dananın kuyruğu kopacak

 

Eylül ayındaki kongresine kadar AKP’de parti içi mücadele yaşanması bekleniyor.

AKP yöneticileri bölünmeyi engellemek için toplantı üstüne toplantı yapıyorlar.

Yorumlar
En Çok Okunan Haberler