Hüsamettin Berber - Dir Konusu ve ayak oyunları…Dir Konusu ve ayak oyunları…
google-plus14 Kasım 2015 Cumartesi 15:28 (48573)
FAZLA OLUYORUZ!

FAZLA OLUYORUZ!

Merakla beklenen, iple çekilen okuyucularımız çoğunluğu tarafından ne olduğu bilinmeyen Dahilde İşleme Rejimi (DİR) kaydıyla ihracat etrafındaki tartışmalara ışık tutacağımız yazımızın yayın vakti gecikmeli olarak geldi. Ancak yine affınıza sığınarak önce "ayak oyunları" sonra "DİR" demek zorunda kalacağız…

Sadık okurlarımız hükümet kurulmadan bu konuda kendilerin aydınlatmamız konusunda ısrarlı mesajlar gönderdiler. Okurlarımız bu kısmi teknik konuda o kadar aydınlanma ihtiyacı içindeymişler ki gerek sosyal medyada gerekse mail yoluyla mesaj yağmuruna tuttular… 

Dikkatli Zeytin Ağacı okurları “DİR konusu ve ayak oyunları” başlıklı yazının Zeytin Ağacı’nın yayın danışmanlığını yürüten bendeniz Hüsamettin Berber imzasıyla yayınlandığını fark etmişlerdir…

Bunun sebebini merak eden güzel okurlarımızı aydınlatalım. Sonra uzun uzun DİR konusunda sohbet ederiz. (Muhtemelen sonraki devam yazımızda)

Bilindiği üzere DİR yazımızın anonsunu bir bucuk ay kadar önce yapmıştık. Bu yazımızın üzerine pek çok tartışma yapıldı. Tartışmaları yazılıp, çizilenleri tebessümle izledik, takip ettik. Pek çok telefon aldık.  Bu noktada tartışmaların kişiselleşme eğilimine girmesi ve ismimin bu mesajların odağında yer alması üzerine yorumumuzu direk olarak imzamla yapmaya karar verdim.

Görüldüğü üzere hayli kelime yaptık ancak henüz konuya giremedik. Genel okur davranışlarını hep yakından takip ettik. Yıllardır sürdürdüğümüz okur davranışı gözlemlerimize göre bu satırlar muhtemelen okuduğunuz son satırlar olacak ve sıkılıp okumayı bırakacaksınız.  O nedenle linki kaydedip sonra devam etmenizi öneriyorum. Zira pek alışkanlığımız olmasa da lafı biraz uzatmış olabileceğiz.

DİR konusu ile ayak oyunlarını nasıl ayırt edeceğiz?

Önce DİR yazıp sonra ayak oyunları mı yazsak?

İkisini birlikte mi versek?

İkisini birlikte akıtsak, işin bu kısmıyla ilgilenmeyen okurları sıkar mıyız?

Affınıza sığınarak ayak oyunları ile başlayalım? Bakalım bitirebilecek miyiz?

Zeytin Ağacı’nın sahip çıkılması gereken misyonu…

Bir gazeteci olarak 8 yıldır zeytin ve zeytinyağı sektörünü izliyorum. Kavrama kabiliyetimizin yettiğince yorumlayıp sizlere bir ekip olarak sektörü yansıtmaya çalışıyoruz.  Birlikte çalıştığımız arkadaşlarımızı zaman zaman belli çizgileri aşan itham ve eleştirilerden korumak adına kendi adıma okları üstleniyorum. Israrla tehditkar kelimesini kullanmıyorum.

TREND OLANIN KARŞISINDA DURDUK

Bunu yaparken genelin…. Bakın sektörün ve okuyucuların genelini kastediyorum; Yayın kuruluşlarının pek çoğunun hatta reklam odaklı dergiciliktekinin tam zıddı bir şekilde inadına trendin karşısında durduk.

Bakın sevgili olurlarımız; Bu satırları iyi okuyalım, mesajımız fuluğ kalmasın…

Bugün zeytin ve zeytinyağı sektöründe ayak oyunlarının, cingözlüklerin karşısında kim duruyor biliyor musunuz?

Konseyler mi, STK’lar mı, İhracatçılar Birliği mi?

Hayır!

Bugün sektörün rant devşirme yeri olmasının önünde bir tek oluşum var.

Zeytin ve Zeytinyağı sektörünün toplamı içinde en fazla küfür yiyen oluşum hem de bu…

Siz sevgili olurlarımızın da bile pek çok kez eleştirisine seve seve muhatap olan Zeytin Ağacı Dergisi bugün söylenemeyenleri söyleyen, yazılamayanları yazan, belli isimlerin arkasına sığınıp  “like” butonuna tıklayıp durarak kendini ifade eden pek çok sektör temsilcisinin aksine sektörün yararına durabilen tek kuruluş.

İş ortağı olduğu, iş yapan kurumu yerden göğe kadar eleştiren bırakın Türkiye’yi Dünya’da tek yayın organı Zeytin Ağacı... Haydi gösterin bana velinimet denilen müşterisini “Sektöre hizmette pasif kalıyor” diye yerin dibine sokarcasına eleştiren bir gazete, dergi, televizyon daha gösterin bana…

 Dünya’da örneği yok. Sektörden de siyasetten de müşterilerine ilkeleri gereği “Hayır” diyebilen bir yayın organı daha Dünya’da gösterin bana...

Bunu ilk kez vurguluyorum…

Peki öyle de niçin “Küfür” yiyoruz..

Peki öyle de bir yarı resmi STK Başkanı hanımefendi arayıp haber kaldırmamızı isteyip, “Zeytin Ağacı’nın laneti sizi çarpacak” diyor.

Peki biz uygulamada sektörün tek koruyucusu isek; haksız rant peşinde koşanların karşısında duran tek güçsek, neden, bazı başkanlar bazı yerleri arayarak, “Bizimle çalışmamaları” için telkinde bulunuyorlar”

Peki öyle de niçin çaptan düşmüş eski STK’cılar, basın danışmanlığı işimiz kapsamında bizden iletişim danışmanlığı alan kurumları arayarak, “İş yapmamaları” yönünde telkinde bulunuyorlar. Kendi kurdukları STK’lara verdikleri desteği kesecek kadar gözleri dönebiliyor.

Bazı sektör duayenleri (!) neden paralı gazeteci diyorlar…

“Alo Fatih” olayını hatırlarsınız…

Bazıları niçin politikacılara telefon açtırıyorlar. Bu kardeşlerin basın danışmanları yok mu?  Basın danışmanlarıyla süs olsun diye mi anlaşmışlar. Yoksa milletvekillerini kendilerine basın danışmanı mı yapmışlar…

Hayır bize garip geliyor. Bu akıllı ağabeylere bu şekilde yol izleyerek yayından haber kaldırtıp kaldırtamadıklarını da sorun… Bakalım ne cevap alacaksınız.

Durun haydi ben söyleyeyim. Bizi Alo Fatih sananlar yanılır. Değil politikacılar Amerika Başkanı bile arasa biz haber kaldırmayız. Kaldırmadık da..

Bu arkadaşlara özgür habercilere saygı duymayı öğreteceğiz.

Peki paralı gazeteci suçlamalarının ardından niçin tuhaf mesajlar kulağımıza çalınıyor.

Neden biliyor musunuz?

Çünkü dışarıdan kontrol edilemiyoruz da o yüzden…

Değerli okurlarımız;

Merak etmeyin ne paralı gazeteciyiz, ne de Zeytin Ağacı’nın laneti bizi çarpacak…

Ne de burnundan soluyup iç çeken ağabeyler (!) bizi korkutacak.

Ne de yapılan telkinlere (!) kulak asıp bize selam vermekten korkar hale gelen müşterilerin üç beş kuruşundan olmak bizi yıldırır.

Bakın imzamızla Hüsamettin Berber olarak yazıyorum…  

DİR Kavgasının perde arkası 1 Kasımdan sonra başlıklı anonsumuzu hatırlarsınız. Sektörde yer yerinden oynadı. A B A R T M I Y O R U M … Telefonlarım susmadı. Görüşemeyen dostlarımız sitem ettiler…

Şimdi merak eden okurlarım olacaktır. O yazıda işaret edilen kişiler kimdi?

Kim politikacılara aratarak DİR haberinin kaldırılmasını istedi?

Kim sektörün en köklü STK’sı ve kendi kurduğu derneğe desteğini çekti. Ve o yazıdan sonra neler gelişti?

Zaten bu sanayici bu kişi kendini haber anonsumuzun ardından sergilediği panik haliyle ve ortaya koyduğu suçluluk psikolojisiyle belli etti. Anonsumuzda sorduğumuz soruların tamamının da yanıtını verdi. Bunlar iddia olmaktan çıktı. İtiraf oldu. (Hani eski hukukumuz olmasa pişkinliğin bu kadarı (!) diyeceğim. ) 

Çünkü her zaman yaptığımızı yaptık. "Ahmet, Mehmet, dost, tanıdık" demedik. Yine suçüstü yaptık. Yayın yapıyorsak o sorumlulukla davrandık. Sektöre zarar verdirtmeyiz dedik.

Son dönemlerde sektör içindeki yukarıdan ve sorumsuzca söylemlerini, talihsiz yöntemlerini şaşkınlıkla izlediğim tanınmış sanayici Mustafa Alhat…  Sayın Alhat, bizden önce bizzat açıkladığı için bizimki malumun ilanı oldu.

Kıt kanaat geçinen ve Zeytin Ağacı haber akışlarıyla nokta kadar ilgisi olmayan bir derneğe Zeytin Ağacı’nda Hüsamettin Berber imzalı ve dibine kadar doğru; arkasında durduğum bir haber nedeniyle desteğini keseceksin. Kendi firman senin sorumluluğunda senin uhdende... Onun için laf edemeyiz... Ancak akrabanın yönetiminde olduğu bir kuruluşun verdiği bir desteği yine aynı haber nedeniyle keseceksin… Kusura bakma… Orada Zeytin Ağacı sana “dur” der… Dernekler, borsalar kimsenin babasının malı değil…

Zeytin Ağacı bunu yazar… Zeytin Ağacı sektöre destek adı altında köstek olanları yazar. Şimdiye kadar yazdı yine yazar, yazacak…

Dernek bu davranışın ardından sindi kaldı. O da derneğin yönetim kurulundaki arkadaşların sivil toplumculuğu ne kadar sindirdikleriyle ilgili bir durum. Vicdanlarıyla baş başalar. İki dönem önce bu dernekte kurul üyeleri cesurdu, yaptıkları açıklamalar ve çıkışları da cesurdu. 

İşte kendini savunamayan bir derneğin bir kurumun bile hakkını Zeytin Ağacı koruyor. Paniklemeler, üste çıkma çabaları bizi durduramıyor…

Sektörde istediği gibi at koşturabileceğini düşündüğünü zannettiğimiz kişileri yazıp çizerek çok reklamını yaptığımızı söyleyen 4-5 kişi oldu. O okurlarımıza sesleniyorum…

Biz reklam yapmıyoruz. Zeytin ve zeytinyağı sektörünü; üst perdeden hareket ederek kafasına göre dizayn edebileceğini sananlara dur diyoruz…  

Birbirine düşman bazı isimlerin Zeytin Ağacı’yla ilgili olarak birleştiği ortak nokta ne biliniyor mu?

Birbirine düşman bazı kurumların birleştiği ortak nokta ne biliyor musunuz?

Birbirlerinden bağımsız ve habersiz olarak ortak noktaları, telefon açarak, iş ve çözüm ortaklarımızı arayarak, bizimle çalışmamalarını telkin etmeleri…  Parayla işimiz olmadığı için bunları yaklaşık bir senedir gülümseyerek izliyoruz…

Bizim parayla işimiz yok ama o kurumlarda ekmek yiyenler var, çalışanlar var, aileleri var… Kimsenin hakkını size yedirtmeyiz…

Bizim parayla işimiz yok. Biz “Alo Fatih’çilere prim vermedik, vermeyiz, bizim korumalarımız da yok…

Hep aynı yerlerdeyiz…

Ama ensenizde olmaya devam edeceğiz.

Bu sektöre yük olan, sektörün kamburu olan isimleri sektörün kendisi silkinip ayıklaması gerekir. Sektör henüz bu olgunlukta değil.  O derinliğe de sahip değil. Ama sektör bize paralı gazeteci diyen, panikleyip suçluluk davranışları gösteren Mustafa Alhat’ın zannettiği ve çekinmeden yazdığı gibi de “Sinsi bir sektör” değil.

Zeytin ve zeytinyağı sektörü ağırlıklarından kurtulacak, tehditkar eylemlere göz açtırmayacak ferasete kavuşacak.

Biz gelecek vadeden bu sektörün yarınları adına yanlışlıkları pek çok şeyi göze alarak yazıp çizeceğiz… Yeterki siz kıymetli okurlarız da bizim ensemizde boza pişirmekten kendinizi esirgemeyin. Bizi acımadan eleştirin.

Biz gücümüzü ne a firmasından, ne b firmasından, ne konseyden be dernekten alıyoruz, ne Ahmet’ten ne Mustafa’dan güç buluyoruz. Çok okuyorsunuz, çok takip ediyorsunuz. Gücümüzü kontrol edilemeyişimizden alıyoruz.

Bu çizgimizi de inşallah sürdüreceğiz…

Şeffaf olarak sürdüreceğiz….

Yakında zorunlu olmadığımız halde kimlerle ne için iş ortaklığımızı bitirdiğimizi de açıklayacağız.

Bakın yine DİR konusuna gelemedik. Sektörde ayak oyunları o kadar fazla ki asıl konuşulması gerekilenlere sıra gelmiyor….

Zaten sektör adına da yıllardır böyle olmadı mı?

Kısır kavgalar gerçek gündemleri örttü.

Ama bunlara dur demeye devam ediyoruz, edeceğiz.

Şu meşhur reklamda ki gibi…

FAZLA OLUYORUZ!

DEVAMI: Dahilde işleme rejimi: Dünü Bugünü

Kaynak link: DİR KAVGASININ PERDE ARKASI.

Yorumlar
Korhan
Hüsamettin Abi yazdıysa doğrudur
Mustafa Alhat
Sen objektif bir gazeteci olsan benim yorumlarımı da olduğu gibi yazarsın konuları çarpıtma ve eğer saygı bekliyorsan saygılı yaz
En Çok Okunan Haberler