Peyami Rauf - Bireysel Emeklilik Sisteminde Otomatik Katılım (Zorunlu BES) avantajlı mı?Bireysel Emeklilik Sisteminde Otomatik Katılım (Zorunlu BES) avantajlı mı?
google-plus23 Temmuz 2017 Pazar 11:40 (1231)
Ekonomist/ Bankacı Peyami Rauf, KOBİ Doktoru isimli köşesi işle Zeytin Ağacı'nda firmalara ve meraklılarına finansal okur yazarlık alanında katkı sağlıyor...

2000’li yılların başında artık sürdürülemez hale gelen ve teorik olarak “iflas eden” Sosyal Güvenlik Sistemimizin yeniden yapılandırılmasını hedef alan Sosyal Güvenlik Reformlarının bir parçası olarak 2001 yılında hayatımıza giren Bireysel Emeklilik Sistemi 2017 yılı başı itibariyle genişleyerek Bireysel Emeklilik Sisteminde Otomatik Katılım (halk arasında bilinen ve kabul gören adıyla Zorunlu Bes) aşamasına geçmiştir.

2000’li yıllara kadar sosyal güvenlik alanında sürekli olarak izlenen kısa vadeli popülist politikalar ile sosyal güvenlik açıkları artmış, bütçe üzerindeki yükü ağırlaşmış ve sürdürülemez hale gelmiştir.

Bunun yanında 2000’ler öncesinde faaliyet gösteren üç Sosyal Güvenlik Kuruluşu da son derece kötü yönetilmiş, fonlarını asıl amaçlarının dışında oldukça verimsiz alanlara yönlendirmişlerdir.

Bozulan aktüeryal denge ve büyüyen Sosyal Güvenlik açıkları Sosyal Güvenlik Reformunu kaçınılmaz hale getirmiş ve nihayetinde 2000 yılında geniş kapsamlı bir sosyal güvenlik reformu hayata geçirilmeye başlanmıştır.

EMEKLİLİK YAŞI KADEMELİ OLARAK TIRMANDI

Geçmiş dönemlerde uygulanan popülist politikalar ile sürekli olarak düşürülen emeklilik yaşı, kademeli olarak yukarıya çekilmeye başlanmıştır. Ortalama yaşam beklentisinin de artması fırsat bilinerek bozulan Sosyal Güvenlik Dengesini tekrar sürdürülebilir hale getirmek için – belki kantarın topuzu biraz da fazla kaçırılarak – emeklilik yaşı kademeli olarak 65 yaşa kadar yükseltilmiştir.

Bireysel Emeklilik Sistemi oluşturulurken Kamu Otoritesi tarafından iki ana amaç gözetilmiştir:

1) Tasarruf etme oranı son derece düşük ve tasarruf açığı olan bir Ülke olduğumuz gerçeğinden hareketle mevcut tasarruf seviyesinin yukarı çekilmesi.

2) 65 yaşa kadar yükselen emeklilik yaşının getirmiş olduğu yeni çalışma hayatı düzenine çalışanların kısa ve orta vadede adapte olamayabileceklerinin tahmin edilmesi. Başka bir deyişle, ülkemizde uzun süredir popülistçe uygulanan erken emeklilik sistemi insanlarımız üzerinde bir alışkanlık yaratmıştır. Bu alışkanlığın kısa vadede kırılarak fiilen 65 yaşına kadar çalışarak emekliliğe hak kazanmak anlaşılan odur ki Kamu Otoritesince de çok beklenmemektedir.

Zira, emekliliğe hak kazanma koşulu olarak 65 yaş belirlenirken, prim ödeme gün sayısı koşulunun ise 25 yıl gibi bir seviyede tutulması da bu kamu otoritesinin bu beklentisini teyit etmektedir. (Çalışanlarımızın üniversite mezunu olsa dahi 25 yaşında çalışma hayatına dahil olacağı düşünüldüğünde 25 yıllık prim koşulu 50’li yaşlarda doldurulmuş olacaktır.)

 Bu noktada, prim gün sayısını dolduran fakat yaş koşulunu sağlamadan çalışma hayatına son veren kişilerin emekliliği hak edecekleri yaşa kadar geçirecekleri sürede (yukarıda verdiğimiz örnekte 50 ile 60 yaş arası) adeta bir emeklilik geliri (emekli maaşı) gibi bir düzenli gelirlerinin olması gerektiği düşüncesi Bireysel Emeklilik Sisteminin çıkış noktasını oluşturmuştur.

Sosyal Devlet ilkesi gereğince, bir devletin, vatandaşlarının sosyal güvencelerini ve çalışma hayatının gerekliliklerini başkaca bir sisteme gerek olmaksınız bizzat kamu otoritesi olarak kendisinin sağlaması ve düzenlemesi gerektiği gerçeğini ve tartışmasını bir yana bırakırsak (Zira sağlıklı işleyen bir sosyal devlette ne isteğe bağlı ne de zorunlu bir bireysel emeklilik sisteminin bulunmasına gerek vardır.), ülkemizin içinde bulunduğu koşullara göre değerlendirme yaparsak bugün uygulanmakta olan Bireysel Emeklilik Sisteminin faydalarının olduğu görülmektedir.

OTOMATİK KATILIM (ZORUNLU BES)

Bireysel Emeklilik Sisteminin ikinci aşaması otomatik katılım’dır. (Gerek sistemin yeterince iyi anlatılamaması gerekse de geçmiş uygulamaların insanlar üzerinde bırakmış olduğu algı nedeniyle sistem daha çok Zorunlu BES olarak bilinmiş ve böyle anılır olmuştur.) Bireysel emeklilik sisteminde otomatik katılım 2017 yılı başından itibaren kademeli olarak uygulamaya alınmış ve 2019 yılı başı itibariyle 5 ve üzeri çalışanı olan işletmelerin de kapsam içine alınmasıyla geçiş süreci tamamlanmış olacaktır.

Bu aşamanın istenilen başarıya ulaştığını söylemek mümkün değildir. Zira sisteme otomatik olarak dahil olan katılımcıların yarısından fazlası sistemde devam etmek istememiş ve cayma hakkını kullanmıştır. 

Bunun böyle olmasının çeşitli nedenleri vardır. Öncelikli olarak sisteme çalışanlar açısından bakacak olursak; otomatik olarak bireysel emeklilik sistemine dahil olan bir çalışanın ilk ve temel soracağı sorular “Sistemde kalmalı mıyım? Sistemin avantajları nelerdir? Çıkmalı mıyım?” olacaktır.

Çalışanlar açısından bakılacak olursa;

Emeklilik yaşınıza kadar fiilen çalışmayı düşünmüyorsanız ya da emeklilik döneminizde emekli aylığınızın yeterli olmayacağını düşünüyorsanız isteğe bağlı ya da zorunlu bir bireysel emeklilik sistemine dahil olmanız sizin açınızdan faydalıdır.

Zira Bireysel Emeklilik Sistemine Devlet Katkısı adı altında oldukça cazip getiri teşvikleri verilmektedir.

Her ne kadar ülkemizin zor koşulları altında tasarruf etme imkanı oldukça kısıtlı olsa da, nereden olursa olsun harcamalarınızda bir kısıntıya giderek tasarruf etmeniz gerekir. Küçük birikimler ve tasarruflar için de şu aşamada en avantajlı sistem Bireysel Emeklilik Sistemidir.

Bu nedenle eğer daha önceden devam ettiğiniz bir Bireysel Emeklilik Sözleşmeniz yok ise zorunlu bireysel emeklilik sisteminde devam etmeniz (sistemde kalmanız) faydalıdır.Zira bireysel emeklilik sisteminde otomatik katılım diğer adıyla zorunlu BES’te  özel ilave teşvik ve avantajlar da bulunmaktadır. Bir sefere mahsus 1000 TL devlet katkısı verilmekte, bunun yanın da daha az kesinti yapılmaktadır.

Çalışanlar açısından durum böyle olmakla beraber kamu otoritesine ve uygulayıcı şirketlere yöneltilecek ciddi eleştiriler de vardır. Sistemin başarılı olması ve hedeflenen katılımcı sayısına ve fon büyüklüklerine ulaşılabilmesi için sistemde revizyon yapılması kaçınılmazdır. Sistem iyileştirilmeden, sadece sistemin “zorunlu” olmasının getirdiği yaptırım gücüne güvenilirse uzun vadede başarılı olunmayacağı aşikardır.

Çalışanların, zorunlu olduğu için değil, kendileri için rasyonel ve avantajlı olduğunu düşündüklerini için kendi rızalarıyla sistemde kalmaları sağlanmalıdır.

2001 yılında uygulamaya konulan (Gönüllü olan)  Bireysel Emeklilik Sistemi tam anlamıyla istenilen seviyeye ulaşmış olsaydı muhtemelen bireysel emeklilik sisteminde otomatik katılım (zorunlu BES) aşamasına geçilmeyecek, sistem isteğe bağlı olmaya devam edecekti.

Ancak istenilen seviyeye ulaşmamış olduğu düşünülmüş olacak ki istemeyerek de olsa zorunlu safhasına geçilmiştir. (zira insanları rahatsız eden zorunlu algısı ile sistemin uygulanmaya başlanması bu açıdan siyasi irade tarafından da alınmış bir risk olmaktadır.)

Dolayısıyla sisteme yapılacak eleştiriler iki eksende toplanmaktadır.

(Devam edecek)

Yorumlar
En Çok Okunan Haberler